ERZURUM

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6.HUKUK DAİRESİ

 

Esas: 2018 / 3318

Karar: 2018 / 2118

Karar Tarihi: 27.09.2018

 

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, istinaf incelenmesi davacı tarafça istenilmekle, istinaf isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü.

İSTİNAF KARARI

Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin davacının emekli olması ile sona erdiğini belirterek bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı taraf davanın reddini savunmuştur.

Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, bir kısım işçilik alacakları bakımından tefrik kararı verilerek arabuluculuk yoluna başvurulmadığından bahisle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.

İstinaf Talebi: Davacı vekili, arabuluculuk ile ilgili hükümlerin yanlış yorumlandığını belirterek mahkeme kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Gerekçe:

Dava, işçilik alacaklarının tahsiline ilişkindir.

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 3/1 maddesi “Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” düzenlemesine yer vermiş, aynı yasanın 3/21. maddesi uyarınca uygulama imkanı bulan 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 15/3. maddesinde “Taraflarca kararlaştırılmamışsa arabulucu; uyuşmazlığın niteliğini, tarafların isteklerini ve uyuşmazlığın hızlı bir şekilde çözümlenmesi için gereken usul ve esasları göz önüne alarak arabuluculuk faaliyetini yürütür.” denmek suretiyle arabuluculuk faaliyetinin ne şekilde sürdürüleceği hüküm altına alınmıştır.

Arabuluculukla ilgili gerek 7036 sayılı kanun gerekse de 6325 sayılı kanunda başvurunun kapsamı ve başvurunun şekline dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu sebeple başvuru esnasında dile getirilmeyen bir alacak kaleminin görüşmeler kapsamında talebe konu edilmesi her zaman mümkün olduğu gibi, müphem durumlar olması halinde ise, yukarıda da belirtildiği gibi uyuşmazlık kapsamını arabulucu tarafından belirlenecektir. Uygulamada arabuluculuk büroları tarafından bastırılan matbu başvuru formlarında da, dava türü işçi işveren ilişkisinden kaynaklanan alacak olarak belirtilmekte, alacak kalemleri tek tek sayılmayarak bu başvuru formalarına göre arabuluculuk faaliyetleri sürdürülmektedir.

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 4 ve 5. maddeleri kapsamında göre, görüşmelerin uyuşmazlık ile sonuçlanması halinde görüşmelerde kullanılan belgeler gizli olacaktır. Şu halde başvuru evrakında belirtilmeyen konularda bir kısım müzakereler sürmüş ise, anlaşmazlık halinde bu uyuşmazlığın kapsamı mahkemece bilinemeyecektir. Uyuşmazlık kapsamı hakkında geriye anlaşmazlık tutanağındaki arabulucunun nitelemesi kalmaktadır. Arabulucu tarafından eksik ya da yanlış bir kayıt tutulması halinde ise, bu hatanın taraflara mal edilmesi gibi bir sonuç doğacaktır ki; bu hal yasal düzenlemelerin ulaşmak istediği amaca aykırı olacaktır. Somut olayda da başvuru formunda belirtilmeyen alacak kalemlerine anlaşmazlık tutanağında yer verildiği ve davalının davete rağmen görüşmelere katılmadığı anlaşılmaktadır.

Borçlar Hukukuna genel ilkeleri itibariyle bağlı olmasına karşın ondan ayrılarak bir alt (özel) hukuk dalı olarak İş Hukukunun ortaya çıkışının temel sebebi; yapıları itibariyle eşit olmayan taraflar arasındaki hukuki ilişkileri düzenliyor olmasıdır. İşçinin, hak ve alacaklarını en kısa sürede ve en basit yoldan almasını sağlamaya yönelik getirildiği anlaşılan bir kurumun, işçinin aleyhine yorumlanması ve davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun genel gerekçesinde belirtilen çabukluk, basitlik emredicilik, güçsüzün korunması ve ucuzluk ilkeleri ile de örtüşmez. Aksine düşünce Anayasanın hak arama özgürlüğünü düzenleyen 36. maddesine de aykırıdır. Tutanak içeriği incelendiğinde de, davalı işveren tarafından işçi işveren ilişkisinden kaynaklı tüm taleplerinin kesin bir dille reddedildiği görülmektedir. Bu ret beyanı karşısında tekrar geriye dönük olarak davacı işçiden aynı süreci işletmesini beklemek yukarıda belirtilen iş hukuki ilkeleriyle bağdaşmayan bir uygulama olacaktır.

Davacı vekilinin istinaf talebi bu nedenle yerinde olup taraf delillerinin toplanıp esas hakkında bir değerlendirilme yapılması için kararın kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda: İncelenen mahkeme kararının KALDIRILMASINA,

Dosyanın, HMK’nın 353/1-a-3-6 maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için kararı veren mahkemeye iadesine,

Davacının istinaf talebi kabul edildiğinden alınan istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davacıya iadesine,

Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan giderin karar ile birlikte ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,

Dair, dosya üzerinden oybirliği ile kesin olarak karar verildi.