ARABULUCUNUN ROLÜ KOLAYLAŞTIRICI VE DEĞERLENDİRİCİ ARABULUCULUK

 

Batı ülkelerinde ve özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde yaygın bir şekilde uygulama alanı bulan, alternatif uyuşmazlık çözümleri kapsamında yer alan arabuluculuk usulü, arabuluculukta temel olarak alınabilecek modeller arasında farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu görüş ayrılıkları, arabuluculuk usulünde uyuşmazlığa düşen taraflar arasında arabuluculuk faaliyetini yürütecek olan arabulucunun rolünün ne olması gerektiği konusu üzerine toplanmaktadır. Bu konuyla ilgili olarak bir görüşe göre, arabuluculukta (self- determination) taraf bağımsızlığını vurgulamakta ve uyuşmazlığa düşen taraflar arasında, arabulucunun iletişimi kolaylaştıran ve pasif rol üstlenen bir sıfata sahip olması gerektiğini ileri sürmektedir. Buna karşılık diğer görüşe göre ise, birinci görüşün tam aksine, arabulucunun tercihan taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde aktif bir rol oynamasına ve çözüm önerisinde bulunmasına işaret etmektedir.

Bu iki farklı görüş karşısında sorulması gereken soru şudur: acaba arabulucunun, taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözüme kavuşturma konusunda üstlenmesi gereken en uygun rol ne olmalıdır? Bu bağlamda arabulucu esas olarak, uyuşmazlığa düşen taraflar arasında iletişimi kolaylaştıran bir köprü işlevi mi görmelidir? Yoksa arabulucunun, bir çözüm önermesine veya duruma göre yorum yapmasına olanak tanınan, daha aktif bir rol üstlenmesine izin mi
verilmelidir?

Bu soruya cevap arayan makale ektedir.

Makalenin telif hakkı yazarı Seda ÖZMUMCU’ya aittir.

EKLER : İNDİR