T.C.

         YARGITAY

22.HUKUK DAİRESİ

Esas: 2015/4365 E.

Karar: 2016/9586 K.

Tarih: 04.04.2016

“İçtihat Metni”

Y A R G I T A Y İ L A M I

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA: Davacı, kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Cevabının Özeti:

Davalılar vekili, davanın haksız olduğunu, davacının emekli olması sonrasında asgari ücret ile çalıştığını, çalışma alacaklarının kendisine ödendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının ücretlerinin ödenmemesi sebebiyle iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini, tanık beyanları ve emsal ücret araştırmalarına göre davacının asgari ücretten daha yüksek ücret aldığını ispatlayamadığı, zamanaşımı savunmasına göre yapılan hesaplama doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Temyiz:

Kararı davacı ve davalı temyiz etmiştir.

Gerekçe:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesinin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.

İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 401. maddesine göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücret göz önünde tutularak belirlenir.
4857 sayılı Kanun’un 8. maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma şartlarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı Kanun’un 37. maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece re’sen araştırılmalıdır.

Çalışma hayatında daha az vergi ya da sigorta primi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek, ilgili işçi ve işveren kuruluşları ile Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı internet sitesinde bulunan “Kazanç bilgisi sorgulama” ekranından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.

Somut olayda, davacının davalı işyerinde 22.11.2005 tarihinden 17.05.2011 tarihine kadar fırın ustası olarak çalıştığı, mahkemece tanık beyanlarından ücret konusunda net bir bilgiye ulaşılamadığı belirtilerek Uşak Fırıncılar ve Unlu Madde İmalatçıları Esnaf Odası’nın yazısı doğrultusunda davacının asgari ücret ile çalıştığı kabulü ile karar verilmişse de yapılan emsal ücret araştırması yetersiz ve dosya kapsamına uygun değildir. Davacının kıdemi ve yaptığı işin niteliği belirtilerek yukarıda açıklanan şekilde ilgili yer ve kurumlardan yeniden emsal ücret araştırması yapılarak davacının ücretinin belirlenmesinin gerekliliği bozma sebebi yapılmıştır.

3-Dosya kapsamında yapılan yargılama içeriğinde; davacı vekilinin 26.11.2014 tarihli karar celsesinde taleplerinin asgari ücret esas alınarak hesaplanması konusundaki itirazını ileri sürerek ek rapor aldırılmasını, bu talebi kabul olunmayacak ise ıslah dilekçesini sunmak üzere süre verilmesini talep etmiş, mahkemece verilen ara karar ile dosya kapsamındaki belge ve incelemelere göreek rapor aldırılması talebinin ve bilirkişi raporunun tebliğ edilmesi sonrasında davacı tarafın ıslah beyanını sunmak için yeterli süresi olmasına rağmen bu işlemi yapmaması sebebiyle de süre isteminin reddine karar verilmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 177. maddesinde ıslahın, tahkikat aşaması bitene kadar yapılabileceği, 180 ve 181. maddelerinde ise ıslaha başvuran tarafa gerekli usul işlemini yapması için bir haftalık süre verileceği belirtilmiştir. Somut olayda, davacı ücret konusundaki itirazının neticelenmesi sonrasında ıslah hakkını kullanmak istemiş, ancak mahkemece usul hükümlerine aykırı olarak dava hakkını kısıtlar şekilde ıslah işleminin yapılabilmesi için gerekli süre verilmeden yargılamanın sonlandırılması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 04.04.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.