• "Toplumda en büyük güveni her şeyin sonunda adil bir mahkemenin bulunabileceği inancı sağlar."
  • "İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır." VICTOR HUGO
  • "Adalet ilkin devletten gelmelidir. Çünkü hukuk, devletin toplumsal düzenidir." Aristo
  • "Bir yanı dinlemeden karar veren, doğru karar vermiş olsa bile adaletsizlik etmiş sayılır."
  • "Birtek kişiye yapılan bir haksızlık, bütün topluma yapılan bir tehdittir." Montesquieu
  • "Hiçbirşey devlete yasalara saygılı olmak kadar yaraşmaz" Justiniaus Kanunları
  • "Devlet halktan mucize beklememelidir. O, halkı kendisine uydurmak için yasalara boyun eğmeyi öğretecektir." Montesquieu
  • "Hukuk ile medeniyet ve kültürleri arasında ahenk kuramayan cemiyetler bedbahttırlar." Falih Rıfkı Atay
  • "Hukukun buyrukları şunlardır: Dürüst yaşamak, başkasına zarara uğratmamak, herkesin hakkını vermek" Ulpianus
  • "Hukuk ilmi mukaddes birşeydir. Kıymetini para ile ölçmek onu çok aşağılatmak olur." Ulpinnus
  • "Adalet olunca yiğitliğe lüzum kalmaz." Anonim
  • "Suçu toplum hazırlar, suçlu işler." Buckle
  • "Bir yargıç, iyi niyetle dinlemeli, akıllıca karşılık vermeli, sağlıklı düşünmeli, tarafsızca karar vermelidir." Sokrates
  • "Bir toplumda suç varsa, orada adalet yoktur." Eflatun (M.Ö.427-347)
  • "Bir kişinin sözleri önemli değildir; iki yanı da dinlemeli" Goethe
  • "Hakiki adalet hayırsever değildir, hakiki hayırseverlik adil değildir. " GEORGES DUHAMEL
  • "Az şeye sahip olan değil, çok fazla şey isteyen fakirdir." Seneca
  • "Adaleti seven bir insan için her yer emindir." EPIKTETOS
  • "Adalet erdemlerin kraliçesidir. " Latin Atasözü

 

iflasınertelenmesikayyım

 

İFLASIN ERTELENMESİNDE KAYYIMIN GÖREVİ

Kayyım terimi, Arapça kıyam kelimesinden türemiş olup, icra etmek, yürütmek, işini görmek, kaim olmak ve yerine geçmek gibi anlamları vardır. Hukukta kayyım ise, belirli bir malın, şirketin veya vakfın yönetilmesi veya belli bir işin görülmesi için tayin edilen kimseyi ifade eder. [1]

İflasın Ertelenmesi kurumunda, geçici hukuki koruma tedbirlerinin en önemlisi olan İİK 179a/II düzenlemesine göre erteleme talebinde bulunan A.Ş. ne kayyım atanması düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre mahkemenin “ erteleme kararı ile birlikte” kayyım ataması gerekmektedir. Yine erteleme kararından önce mahkemenin incelemesi sırasında da mahkeme tarafından kayyım atandığı görülmekte olup bu şekilde kayyımın atanması halinde aynı hükümlere tabi olduğu açıktır.

 

Kayyımın atanma gerekçesi ise şirket faaliyetlerinin işleyişine nezaret ederek, malvarlığının korunması ve kurumun amacına uygun şekilde iyileştirilmesi, objektif yönetim veya denetim sağlanarak şirketin ve dolayısıyla alacaklıların korunması sonucuna yöneliktir.

İflasın ertelenmesi müessesinde şirket ve alacaklı menfaatlerine eşit oranda hizmet edilmesi esas olmak zorundadır. Aksi düşünce uzmanlığı bulunmayan Asliye Ticaret Mahkemesi Hâkimine veya Başkanına hukuki olmaktan çok ekonomik içeriğe sahip karar alma yetkisinin terk edilmiş olması sonucunu doğurur ki hukuki dayanaktan yoksun bir uygulamaya yol açılmış olur. Nitekim Yargıtay 19.HD., 30.12.2004, 10530/13441 S. Kararında “… İflasın ertelenmesi kurumu erteleme talebinde bulunan şirketin menfaati göz önüne alınarak düzenlenmiş ise de, alacaklıların da menfaatleri kuşkusuz korunmalıdır…” görüşüne açıkça yer verilmiştir. [2] Yine Yargıtay 19.HD., 7.4.2005 tarih, 2033/3760 S. Kararında da “…. İflasın ertelenmesi kurumu, erteleme talebinde bulunan şirketin menfaati kadar bu şirketten alacaklı olanların menfaatleri de göz önüne alınarak düzenlendiğinden…..” şeklinde açıkça alacaklı menfaatlerinin de korunması gerektiğine işaret edilmiştir. [3]

TTK 324. Maddesindeki yetersiz düzenlemenin geliştirilmesi amacı ile yapılan 4949 sayılı kanun ile İİK 179 maddesinde getirilen düzenlemeler ile iflasın ertelenmesi kurumu geliştirilmeye çalışılmış ise de ülkemizin ihtiyaçlarına ve uygulama şartlarına riayet edilmeksizin yapılan hukuki düzenlemeler özellikle bilirkişilik ve kayyımlık kurumlarının uygulanmasına dair açıklık bulunmayan hükümler çerçevesinde uygulamada çözümden çok sorun yaratacak düzenlemeler olarak hukuk hayatımızda yerini almıştır.

Bu hususta mahkemenin ilk yardımcısı borca batıklık bilançosunu inceleyen bilirkişi kuruludur. Hukukumuzun kanayan yaralarından olan bilirkişilik müessesesi, iflasın ertelemesi kararı alarak alacaklılardan korunmak için süre kazanmaya çalışan A.Ş. yöneticilerince şirket kayıtlarının yanıltılmış olması nedeniyle çoğunlukla sağlıklı bir inceleme sonucunu ortaya koyan uzman görüşü halini alamamaktadır. Ancak bu konudaki asli denetim Mahkemece yapılmak zorundadır. Bu raporun sonraki kayyım denetimine ve izlemesine esas olabilecek detay ve gerçeklikte şirketin mali yapısı ile birlikte iyileştirme projesinin somut dayanakları çerçevesinde değerlendirilmesi, alacaklıların ve Mahkemenin denetimini sağlayacak şekilde açık ve şeffaf olması gerekmektedir. Ancak bilirkişilik kurumunun sadece maddi ve anlayışa bağlı kısmi tespit olarak uygulanması sorunu nedeniyle çoğu zaman beklenilen sonuç elde edilememektedir.

TTK 324/II ve İİK 179a maddelerinde iflasın ertelenmesi kararı ile birlikte alınacak koruma tedbirleri düzenlenmiştir. TTK 324’ de envanter tanzimi ve yediemin atanması gibi koruma tedbirleri örnek olarak sayılmıştır. Maddede belirtilen  “ yediemin” sözcüğü ile kast edilenin doktrin [4] ve Yargıtay kararlarında [5] hakim görüşe göre “ kayyım” dır.  İİK 179a/II nin, “ mahkeme erteleme kararı ile birlikte kayyım atanmasına karar verir” şeklindeki düzenlemesi ile bu husus açıklığa kavuşmuştur.

Kayyım atanması, ilgililerin talebine bağlı olmaksızın, iflasın ertelenmesi süresi içinde, şirket malvarlığının korunması için gerekli ve uygun muhafaza tedbirlerinden biridir.

Şirkete mahkemece atanacak kayyımın istisnai olarak TMK 427/b.4 de düzenlenen yönetim kayyımı olabilmesi yanında, İİK 179a/II düzenlemesinin bir sonucu olarak, geçici bir hukuki koruma tedbiri anlamında yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyım onayına bağlanması suretiyle iflasın ertelenmesi kararı ile birlikte şirkete gözetim ve denetim kayyımı olarak adlandırılabilecek bir kayyım olarak da atanması mümkündür.

Şirkete her iki türde de atanacak kayyımın atanmasındaki amaç, şirket faaliyetlerinin sürdürülmesi, şirketin işleyişinin sağlanması, malvarlığının korunması, şirketin yönetilmesi, gözetiminin sağlanması ve iyileştirilmesinin yanı sıra şirket alacaklılarının menfaatinin korunmasıdır. [6]

Bu şekilde atanacak kayyımların görevin gereği gibi yerine getirilmesi için gerekli olan fikri yetenek, beceri ve karakter özelliklerine sahip olmaları gerektiği açıktır. [7] İflasın ertelenmesi davasında kayyım olarak atanacak kimselerin, bu görevin icrası için gerekli olan bilgi ve tecrübeye de sahip olması gerekir. [8]

Gereken bilgi birikimi ve tecrübe açısından bu değerlendirme, hâkim tarafından yapılacak ve somut olayın koşulları ve özelliklerine göre, kayyımlık görevini üstlenecek kişide hukuki ya da ekonomik bilgi birikimi ve deneyiminden hangisinin ağır basması gerektiği belirlenecektir.[9]

İİK 179a/II  düzenlemesi  çerçevesinde,  mahkeme  şirketin  yönetimini tamamen kayyıma bırakabileceği gibi, ortaklığı yönetim ve temsile yetkili kişilerle birlikte de yetkili kılabilir veya yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğini kayyımın onayına da bağlayabilir. İİK 179a/II düzenlemesinde “mahkeme gerekli görürse”  ifadesi konulmadığı için,  doktrinde bu düzenlemeden kayyım atayan mahkemenin mutlaka söz konusu fıkrada öngörülen iki alternatiften birine karar vermek zorunda olduğu gibi bir izlenim uyandığı, oysa mahkemenin daha aza da karar verebileceği ve sadece şirketin iş ve işlemlerinin gözetimi ve mahkemeye rapor verilmesinin de yeterli görülebileceği belirtilmiştir[10]. Doktrinde ayrıca İİK 179a/II’deki saymanın sınırlı olmadığı, maddede belirtilen ihtimallerin kısmen birlikte karma olarak kullanılabileceği gibi, iflasın ertelenmesi kurumu ile bağdaşabilecek diğer ihtimaller ve işletmenin niteliği gözönüne alınarak kayyıma sadece şirket işlerine nezaret görevi de verilebileceği, bu durumda kayyımın kararlarının bağlayıcı olmayacağı ve işlemler bakımından da kayyımın onayının alınmayacağının da açık olduğu;  ancak,  yönetim kurulunun kendisinin uyarı ve talimatlarına uymaması durumunda, kayyımın mahkemeye başvurarak iflasın ertelenmesi kararını kaldırılarak,  ortaklığı iflasına karar verilmesini isteyebileceği de belirtilmiştir[11].

TTK 324 ve İİK 179 ve 179a düzenlemelerine bakıldığında, mahkemenin şirket mallarının muhafazası için “ lüzumlu tedbirleri” alacağı belirtilmiştir. Kayyımın atanması kararı da geçici bir hukuki koruma tedbiridir. Bu tedbirin amacı, şirket malvarlığının ve sermayesinin korunmasıdır. Bu geçici tedbir şirketin amaçlanan sonuca ulaşmasıyla son bulur, koruma kalkar ve şirket faaliyetine devam eder. Aynı şekilde mahkemece erteleme kararının kaldırılmasına veya iflasına karar verildiğinde de bu geçici hukuki koruma tedbiri sona erer.

Ticaret Mahkemesi her ne kadar kayyım seçiminde ve kayyımın şahsına ilişkin hususlarda serbest ise de özellikle alınan teminatsız ihtiyati tedbir kararı nedeniyle uğranılacak zararların sorumluluğunu da taşıyacak şekilde kayyım olarak atanacak şahsın uzmanlık, mali durum ve şahsi hali ile bu göreve ehil olması gerekmektedir.  Gerektiğinde mahkeme iflas ertelemesinde bulunan şirketin faaliyet alanını da dikkate alarak büyüklük ve denetim açısından uygun düşmekte ise bir kayyım heyeti ataması yerinde olacaktır. Özellikle hukukçu ve mali uzman kişilerin birlikte kayyım atanması halinde hem şirketin mali tabloları ve bilançoları izlenerek yorumlanabilecek hem de gelişmelerin hukuki nitelendirmeleri uzman görüşü altında alacaklıların şeffaf denetimine ve mahkemenin değerlendirmesine sunulabilecektir. Kural olarak vasi atanmasında teklik esasına kıyasen bir kişiye bir kayyım atanır ise de[12] yönetiminde özel güçlük bulunan ve ana faaliyet konusu gereği geniş bir coğrafyada hizmet sunan ticari işletmelerin varlığı halinde birden fazla kayyım atanabilmesi de mümkündür. [13] (TMK 413/II)

Kayyım bu görevin yerine getirirken bağımsız olup sadece mahkemeye şirketin yönetim veya denetimi ile ilgili verilen görevi eksiksiz yerine getirmek üzere rapor vermekle, şirketle ilgili tüm faaliyetleri şeffaf ve gerçek ekonomik verilerle alacaklıların denetimine imkan kılacak şekilde mahkemenin değerlendirmesine sunmakla yükümlüdür.

İflasın ertelenmesi kurumunun, pasifleri (borçları) aktiflerinden (varlıklarından) fazla olan, yani borca batık olan bir anonim şirketin belirli koşullarda (geçici olarak) iflasına karar verilmesini önlemek, şirketin durumunun düzeltilmesi ve şirketin tüzel kişi olarak varlığını ve faaliyetini sürdürmesini sağlamak için geliştirilmiş ve ancak şirketin malvarlığının azalmasını engelleyerek bu sonuca ulaşabileceğini ve alacaklıların haklarının korunmasını dolayısıyla sağlayan bir kurum olduğu duraksanmayacak şekilde açıktır.  Bu özellikler dikkate alındığında mahkemece atanan kayyımın görev amacı yasa koyucunun düzenleme amacı ile kendiliğinden tarif edilmiş olmasının yanı sıra borca batık olması nedeniyle ticari şartları piyasaya göre ağırlaşmış bulunan şirketin izlenmesi ve denetlenmesi açısından da bir o kadar dikkat ve uzmanlık gerektirmekte olduğu açıktır. Borca batık şirketin yönetilmesi ve izlenmesi, şartlarının ağırlaşması halinde malvarlığı azalmadan önce sağlanan hukuki koruma tedbirlerinin kamu düzeni ve alacaklılar aleyhine ağırlaşmadan rapor edilmesi ihtiyacı ve sorumluluğu hukukun genel hakkaniyet prensipleri ölçütünde bir gerçekliktir. Bu görev ve sorumluluk tanımı kurumun esas itibariyle şirketin pay sahiplerinin çıkarlarını korumaya hizmet etmesi ve dolayısıyla yan etki olarak alacaklıları da koruması prensibinin bir sonucudur.

Denetim ve gözetim kayyımı, yönetim kayyımının bir özel türü olup yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlanması suretiyle gerçekleşmesidir. İİK 179a/II ye göre gözetim ve denetim kayyımı doğrudan şirketi yönetme ve temsile ilişkin faaliyetlerde bulunamaz, ona sadece yönetim organının kararlarının ve işlemlerinin geçerliliğinin denetlenmesi ve onaylanması görevi verilmiştir.

Bu görevin gereği olarak gözetim ve denetim kayyımı mahkeme tarafından tayin edildiği şirketin yönetim kurulu kararlarını uygun bulmuşsa, “uygundur” veya “ kayyım onayı” şeklinde bir cümle yazar ve o günün tarihini, adını soyadını belirterek, imzalar. [14]

Kayyımın, şirket yönetim kurulunun kararının şirketin geleceği ve alacaklı üçüncü şahısların menfaatine olup olmadığı konusunda tereddüde düştüğü durumlarda mahkemeden izin almalıdır.

İİK 179/a’ya göre iflasın ertelenmesi kararında mahkemenin kayyımın görev ve yetkilerini ayrıntılı olarak göstermesi öngörülmüştür[15].   Mahkeme kararında açıkça belirtilmemiş olsa bile, kayyımın başlıca görevi; alacaklıların teminatını teşkil eden aktifin, erteleme süresi içinde azaltılmamasına ve alacaklılar arasında eşitliğin bozulmamasına özen göstermektir [16]Erteleme süresince kayyımın görev ve yetkilerinde bir tereddüt meydana gelirse talep üzerine mahkeme açıklama yapabilir ve ek karar verebilir.[17]

Kayyımların başlıca görevleri bu konudaki mevzuat, mahkeme kararları ve uygulama sonuçlarından ulaşılan tespitlerimize göre aşağıda sıralanmıştır. Buna göre İflas erteleme süresince görev yapacak olan kayyımlarının başlıca görevleri ve gözetecekleri hususlar şunlardır:

-        İİK 179/a-3 maddesi gereğince, TTK’nin anonim şirketlerde yönetim kuruluna verdiği tüm yetkilerin kullanılmasının, yönetim kurulunda alınacak kararların ve yapılacak faaliyet ve işlemlerin geçerliliğini onaylamak,

-       Şirketin mal varlığının korunması ve aynı zamanda alacaklıların haklarının korumak, alacaklılar arasında farklılık ve eşitsizlik yaratacak uygulama yapılmamasını denetlemek,

-        Şirkette mal varlığının elden çıkartılmasının gerektiği durumlarda mahkemeden izin almak,

-        İdare ve temsil yetkisi verilmiş olan bir kayyım, şirketin aktifinin korunmasına yönelik ek tedbirler alabilir. Örneğin; şirkete ait taşınırların korunmasını güvendiği kişilere bırakabilir. Şirket aktiflerini elinde bulunduran kişilerle irtibata geçip,  bu malları sadece kendisine teslim etmeleri konusunda uyarabilir, şirkete borçlu üçüncü kişilere ödemelerini sadece kendisine yapmaları hususunda uyarabilir [18]

-        TTK’nin 324. maddesi gereğince, şirketin mal varlığının tespiti bakımından envanter tanzimi, başlangıç bilanço ve raporlama dönemlerine ilişkin ara bilançolar ile nihai bilançolar ve şirket mali durum cetvellerini düzenlemek,

-        İyileştirme projesinin gerçekleştirilmesini denetlemek ve gözetlemek,  elde edilen sonuçları da üçer aylık dönemler (veya Mahkemenin açıkça başka bir süre öngörüsü var ise bu süre ) itibariyle açıklayıcı biçimde mahkemeye sunmak,

-        Borçların ödenmesi konusunda alacaklı taraflarla görüşmek, gerekirse anlaşmaları yapmak ve alacaklılarla mutabakata varmak,

-        Kayyım, eşitlik ilkesine uygun davranarak bütün alacaklılara teklifte bulunmalı, bazı alacaklılara borç ödeyip, bazılarını mağdur etmemelidir,

-        Şirketin mali durumunun kötüleşmesi veya iyileşme projesinin gerçekleşmesinin imkânsızlaşması gibi olumsuz gelişme olduğunda rapor süresi beklemeksizin İİK 179/B-5 son maddesi gereğince derhal mahkemeye bilgi ve rapor sunmak,

-        Kayyımların görev ve yetkilerinin kullanılması veya kapsamında herhangi bir uyuşmazlık olması halinde Mahkemeye başvurmak, İşçi alacakları gerek iflasta gerekse iflasın ertelenmesinde öncelikli olduğundan şirket yönetimini bu konuda sürekli uyarmak,

-        Alacaklıların birine yapılacak olan ödemenin,  gerçek bir alacaklıya yapılıp, yapılmadığı, yani alacağın muvazaalı olup olmadığını saptamak, 

-        Kayyım görevi sona erince, iyileştirmenin durumu hakkında ayrıntılı bir rapor hazırlar ve mahkemeye sunar. Erteleme dönemini sonunda verilen raporun, şirketin borca batık olup olmadığı ile iyileştirme projesinin ne seviyede uygulandığı ve gerçekleştirildiği hakkında kesin bilgiler içermesi gerekir.

Kanımızca kayyımın, iflas erteleme sürecinde ilk yapacağı işlerden biri, şayet şirkette muhasebe kayıtları, şirketin gerçek durumunu göstermiyor ise, yani şirkette resmi ve gayri resmi iş ve işlemler söz konusu ise ve o tarihe kadar da böyle gelmişse bu durumun önlemini almalı, muhasebe ilgilerinin (mizan, bilanço ve gelir tablosu gibi) makul ölçüde gerçeği yansıtır hale getirilmesinin ısrarlı takipçisi olmalıdır.

İflasın ertelenmesi sürecinde atanan kayyım, vesayet hukukunun dışında, borçlu ile alacaklıların ve hatta kamunun menfaatlerini aynı ölçüde gözetmek, korumak ve dengelemekle görevlendirilmiş resmi bir görevlidir. (kamu görevlisidir) [19]

Kayyımın bir kamu görevlisi statüsünde olması ve dolaysıyla sahip olduğu bu sıfatın gereği olarak tüm ilgililere karşı kanunla yaratılmış ayrıcalıklı durumlar dışında, eşit davranmak ve eşit işlem yapmakla yükümlüdür. [20]

Kayyım olarak atanacak kişinin borçlu veya alacaklılarla hukuki veya ekonomik bakımdan bir ilişki içerisinde bulunması halinde kamu görevlisi sıfatı ve tarafsızlık sıfatı dikkate alınarak kayyım olarak atanmaması uygun olacaktır. [21]

Kayyımın yapmış olduğu görevin niteliği bakımından inceleme yapıldığında, klasik bir kamu hizmeti olan adli hizmetlerin yerine getirilmesine yönelik bir faaliyet olduğu açık olarak karşımıza çıkmaktadır. Kayyım aslında devlet tarafından yerine getirilmesi gereken bir görevi, onun öngördüğü yasal prosedür uyarınca gerçekleştirmektedir. [22]

Kayyımın görevinin niteliğinden kaynaklanan en önemli özelliklerinden bir tanesi de eşit işlem yapma yükümlülüğüdür.  Kanunumuzda bu konuda açık bir düzenleme bulunmasa da borçlunun, alacaklıların ve kamunun menfaatlerini[23] aynı ölçüde koruma ve uzlaştırma görevi üstlenmiş bir kamu görevlisi olan kayyımın bu yükümlülüğü yapmış olduğu görevin bir gereğidir.

Kayyım, aslında bizzat Devlet tarafından yerine getirilmesi gereken ve bir kamu hizmeti olan adli hizmetlerin gerektirdiği görevleri, Devlet adına yapmaktadır. Dolayısıyla, 1982 Anayasasının 10 uncu maddesinde yer alan ve kanun önünde eşitlik ilkesine uygun davranma zorunluluğunu öngören bu kural, kamu görevlisi olan kayyımlar açısından da geçerlidir. [24]

Kayyım, görevini yaparken aynı zamanda kanunda açıkça yazılı olmasa da bilgi alma yetkisinin karşısında mahkemeye düzenli olarak rapor vermek asli görevinin (İİK m.179/b, IV/c.2) kapsamında olarak, aynı zamanda borçlunun mal varlığının durumu ve iyileştirme projesinin gerçekleşebilirliği konusunda alacaklılara dahi bilgi vermek ve kendisine bu çerçevede yöneltilecek sorulara doyurucu cevaplar vermekle yükümlüdür. Diğer yandan ceza hukuku açısından kamu görevlisi konumunda bulunan kayyım, görevinin ifası sırasında, borçlu veya alacaklılardan birinin suç teşkil eden bir tutum ve davranış içerisinde bulunduğunu öğrenir ise, durumu derhal haklarında gerekli kanuni işlemlerin yapılmasını sağlamak amacıyla yetkili makamlara bildirmekle yükümlüdür. Aksi halde, Türk Ceza Kanunun 279,I maddesinde öngörülen suçun oluşuma sebebiyet verir. [25]

Kayyımın görevleri arasında borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli önlemleri almak yükümlülüğü de mevcuttur. Genel olarak kayyım, iyileştirme tedbirleri ile aktifin muhafazası tedbirlerine de dikkat eder.[26]

Kayyım genel olarak borçlunun defterlerinin günü gününe ve düzenli bir biçimde tutulmasını sağlamalı ve periyodik aralıklarla incelemelerde bulunabilmesi için defterlerini kendisine ibraz etmesi konusunda borçluya talimat vermelidir. [27]

Kayyım mahkemeye düzenli olarak istenilen sürelerde ve istenilen özelliklerde gerekli belgeleri de eklemek suretiyle rapor vermek zorundadır. Mahkeme, iflasın ertelenmesi davası süresince geçici tedbir olarak atadığı kayyımın hangi tarihlerde, kaç defa, şirketin işleyişi hakkında mali durum ile ilgili değişiklikleri rapor halinde mahkemeye sunacağını belirlemelidir. [28]

Kayyımın raporunun içeriğinde;

İyileştirme projesinin gidişatını değerlendirmesi gerekli ve zorunludur. Herhangi bir zaman sınırlandırmasına bağlı olmaksızın iyileştirme projesinin seyri hakkında hâkime ve taraflara bilgi vermek amacıyla kendiliğinden veya hâkimin talebi üzerine rapor düzenleyebilir.[29] Bir başka ifade ile kayyım, rapor dönemleri içinde münferit konular (örneğin iyileştirme projesinin bazı maddeleri ile ilgili olarak) hakkında da mahkemeye rapor sunabilir.[30]

Kayyımın raporu ekinde;

         Mahkemenin izlenmesi görevi nedeniyle oluşan belgeleri, borçlunun bankalar, alacaklılar ve sair kişilerle yapılan kayda değer yazışmaların kopyalarını, düzenlemiş olduğu belgeler ve eklerini, borçlunun malvarlığını gösterir tabloyu, tutulan defterin bir sureti ile açıklama yaptığı hususlarla ilgili dayanak tüm belgeleri raporuna ekleyerek, bir dizi pusulasına bağlı biçimde mahkemeye tevdii etmelidir. [31]

KAYYIMIN SORUMLULUĞU

Kayyımın Hukuki Sorumluluğu

Kayyımın hukuki sorumluluğu konusunda çeşitli doktrin görüşleri mevcuttur. Doğrudan bir hukuki düzenleme ise bulunmamaktadır. Ancak kayyımın devlet adına adalet hizmeti görmek şeklinde gerçekleştirdiği faaliyeti esas alındığı takdirde 1982 Anayasasının 177 nci maddesinin “e” bendi gereği, anayasa hükümlerinin doğrudan uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Buna göre yeni kanun yapılması gerektiği durumlarda, bu kanuni düzenlemeler yapılıncaya kadar, ilgili anayasa hükümlerinin doğrudan uygulanabilirliği kabul edilmiş bulunmaktadır. [32]

Bu durumda, 1982 Anayasasının 129,V ve 40, III maddeleri bir kamu görevlisi olan kayyımın hukuki sorumluluğunun belirlenmesinde doğrudan doğruya uygulanır. [33]

Anayasanın 128 nci maddesine göre diğer kamu görevlisi sayılan kayyımın, kusurlu tutum ve davranışlarını ile verdiği zararlardan dolayı, Devlet birinci derecede sorumludur; ancak onunda kusuru oranında kayyıma rücu hakkı saklıdır. [34] Bu anlamdaki sorumluluk dar anlamda bir haksız fiil sorumluluğu yani kusur sorumluluğudur.

Sorumluluğun oluşması için gereken şartlar;

  1. Hukuka Aykırılık
  2. Kusur
  3. Zarar
  4. İlliyet Bağı

Olarak sıralanabilir.

İlgili tazminat davasında görevli mahkeme, Adliye Mahkemeleri olup, tazminatın miktarına göre Sulh Hukuk veya Asliye Hukuk Mahkemeleridir. (HUMK 8.md) Kanun koyucu, İcra ve İflas Kanununun 5 nci maddesinde İcra ve İflas Dairesi görevlilerinin, yaptığı görevin “ adli bir hizmetin ifasına yönelik görev” olduğunu göz önüne almış ve bu nedenle de, bu görevin ifası dolayısıyla ortaya çıkan zararın tazmini amaçlayan davanın adliye mahkemelerinde açılması gerektiğini açıkça belirtmiştir.

Kayyımın Cezai Sorumluluğu

Mevzuatımızda herhangi bir düzenleme mevcut değildir. Klasik kamu hizmetlerinden, adli hizmet ifa eden ve bu göreve atama sureti ile süreli olarak kayılan kayyımın, görevinin niteliği veya taşıdığı sıfatın bir gereği olarak cezai sorumluluğunun bulunduğu konusunda şüphe duyulmamalıdır. [35]

Türk Ceza Kanunu anlamında, bir kamu görevlisinden bahsedebilmek için ölçüt; “ bir kamu faaliyetinin yürütülmesine katılma” dır. Bir başka ifade ile, kişinin kamu görevlisi sayılması için aranacak tek kriter; gördüğü işin bir kamu faaliyeti olmasıdır.  Kayyım ile Devlet arasında mahkemenin ataması ile birlikte özel (kendine özgü) bir kamu hukuku ilişkisi kurulmuştur. [36] Kayyımın üstlendiği görev, bir kamu görevi niteliğini taşımaktadır. Bu anlamda, klasik kamu hizmetlerinden adli hizmet ifa eden ve bu göreve atama sureti ile süreli olarak katılan kayyım, Türk Ceza Kanunu anlamında bir kamu görevlisidir.

Türk Ceza Kanunu açısından kamu görevlisi olan kayyım, görevinin gereklerini yerine getirirken sorumluluklarının bilincinde hareket edecek, görevin ihmali veya kötüye kullanılması gibi tutum ve davranışlardan kaçınmak zorunda kalacaktır.

Kayyımın, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle veya görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olması, görevi kötüye kullanma veya görevi ihmal suçlarını (TCK m.257, I-II) oluşturur.

Kayyımın, kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini, görevinin ifası sırasında öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal etmesi veya bu hususta gecikme göstermesi, TCK 279 uncu maddesinde düzenlenen “ kamu görevlisinin suçu bildirmemesi” suçuna vücut verecektir.

KONYA 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2010/360 E. Sayılı DOSYA AÇISINDAN İNCELEME

DİNEKLİ Turizm Seyahat ve Ticaret A.Ş. tarafından 04.08.2010 tarihinde iflasın bir yıl süre ile ertelenmesi, şirkete kayyım atanması ve diğer tedbirlerin uygulanması, bu anlamda karar süreci içinde şirket alacaklılarının henüz başlamış veya başlayacak olan icra takipleri ile şirket faaliyetlerini engelleme ihtimalleri çok yüksek olduğundan ihtiyaten tedbir kararı verilerek iflasın ertelenmesi kararına kadar başlayan takiplerin durdurulmasına ve yeni yapılmamasına karar verilmesi istemi ile dava açılmıştır.

Dava dilekçesi içeriğinde şirketin aktifleri toplamı şu şekilde izah edilmiştir;

-       Konya İli Karatay İlçesi Mezbaha Mah 393 pafta 3086 Ada 3 parsel de bulunan arsa ve dükkân ile Antalya ili Alanya İlçesi Kargı çiftliği Köyü 156 Ada 10 parselde bulunan gayrimenkullerin toplamı 200.000.TL

-       Şirkete ait araç parkı bilanço değeri toplamı 6.283.124,15 TL, piyasa değeri ise 4.289.000,00 TL

-       Demirbaşlar toplamı 199.483,24 TL

-       Kasa ve banka toplamı 356.884,89 TL

Olmak üzere aktif toplamı 5.989.124,89 TL olarak bildirilmiştir.

Yine dava dilekçesinde pasif değerler ayrıca açıklanmamış ve toplam 7.587.256,77 TL olarak bildirilmiştir.

İyileştirme projesi açıklaması ise dava dilekçesinde şu şekilde açıklanmaktadır;

-       Kurucu ortakların katkıları,

-       Dilekçe ekinde sunulan 3.kişilere ait taşınmazların nakde çevrilmesi yolu ile sağlanacak gelirler,

-       Araçların ekonomik ömrü doldurulana kadar kullanılması,

-       Hizmet kalitesinin arttırılması,

-       Ulaştırma Bakanlığının haksız rekabeti önleyici tedbirleri uygulamaya koyması,

Gerekçeleri iyileştirme projesinin dayanakları olarak sunulmuştur.

Dava dilekçesinin sonuç bölümünde de “ Şirket Yönetim Kurulunun TTK daki görev ve sorumlulukları aynen devam ederek işlemlerin geçerliliğini onaylayacak kayyım tayinine,”

Denilmek suretiyle “ Denetleme ve gözetleme” yapılması için “ işlemlere ONAY VERMEK üzere” bir kayyım tayini talep edilmiştir.

Dava dilekçesi ekinde sunulan Borca Batıklık Bilançosunda ise ;

Kasa ve banka toplamı dava dilekçesinde 356.884,89 TL olarak açıklanmış olmasına rağmen borca batıklık bilançosunda 21.686,59 TL kasa, 1.563,12 TL Banka olarak açıklanmıştır. Bilançoda aktif toplamı rakam ile 5.989.124,89 TL gösterilmiş ise de üstünde yazılı bulunan kalemler toplandığında 5.417.608,13 TL olarak kayda geçmiştir.

Yine bilançoda borçlar (pasifler) toplamı 7.587.256,77 TL gösterilmiş ise de üzerinde yazılı kalemler toplamı gerçekte 7.587.259,73 TL olarak kayda geçmiştir.

Bu bilanço içerisinde 42 ABB 69, 42 ABB 70, 42 ABJ 63, 42 BT 328, 42 ABT 16, 42 AEB 93, 42 AEB 94, 42 AFD 37, 42 ALT 14, 42 ATU 62, 42 APS 01, 42 AUY 09, 42 AVE 18 ve 42 AEB 13 plaka sayılı otobüsler firma aktifinde beyan edilmiş, bu araçların piyasa değeri olarak 350.000.TL otobüs başına aktif değeri bildirilmiştir.

Borç kaydı olarak beyan edilen AKBANK A.Ş. borç toplamı ise 1.899.112,97 TL olarak üç ayrı kalemde beyan edilmiştir.

Bilanço ekinde genel yönetim ve faaliyet bütçesi içerisinde %70 doluluk oranı ve 14 adet yukarıda bildirilen plaka sayılı araç dikkate alınarak 2010 yılı II dönemi için 1.074.500 TL Net Kar elde edileceği beyan edilmiştir.

Yine Borç ödeme planı içinde yukarıdaki varsayıma dayalı gelir yanında 9 adet gayrimenkulün satılarak elde edilecek 1.385.000.TL nin şirkete aktarılacağı beyan edilmiştir. Bu gayrimenkullerin 5 âdeti Ö. Faruk DİNEKLİ’ ye ait olup, bunlardan iki adedi müvekkil bakaya ipotekli bulunmaktadır. Bu ipoteklerin Konya 4.İcra Md.nün 2010/8633 E sayılı dosyasındaki kıymet takdir tutanakları Sayın Mahkemeye sunulmuş olup, Ö.Faruk Dinekliye ait 1 Bağımsız Bölüm için 135.000.TL , Bedriye Dinekliye ait 3 bağımsız bölüm için 145.000.TL kıymet takdir edilmiştir. Davaya dayanak iyileştirme projesi adı altında sunulan bu belgede 67 Parsel de 2 adet Bedriye DİNEKLİ, 3 Adet Ömer Faruk Dinekliye ait olmak üzere toplam 5 gayrimenkulün beyanı verilmiş ise tapu kayıtları incelendiğinde görülecektir ki 67 parselde 6 adet bağımsız bölüm olup bunlardan iki tanesi Mehmet Fahri DİNEKLİ adına kayıtlıdır. Sunulan dilekçede bağımsız bölüm numarası beyan edilmediğinden doğrudan anlaşılamasa da kayıt incelendiğinde beyan edilen kadar gayrimenkulün beyanda ismi geçen şahıslara ait olmadığı anlaşılacaktır.

Yine dosya içerisinde sunulan kiralık taşıtlara ilişkin beyanda 42  BMU 19, 42 B 4144, 42 APH 02, 42 AJH 23, 42 AHU 29, 34 TN 1502, 42 ATP 35, 42 N 9595, 42 BHA 05, 42 AVM 17, 42 B 3666 Plaka sayılı araçların şirkete kiralandığı beyan edilmiştir.

Mahkeme tarafından Bilirkişi Kuruluna yaptırılan inceleme ile borçlar toplamı 7.587.256,73 TL, varlıklar toplamı 5.026.022,49 TL olarak tespit edildiği ve doğru olduğu beyan edilmiştir. Dava dilekçesi ekindeki varlıklara dahil edilmeyen 42 KM 056 Plakalı bir araç bilirkişi raporunda gösterilmiştir.

Yapılan yargılamada 16.08.2010 tarihinde Sayın Mahkemece verilen İhtiyati Tedbir Kararında;

  1. Davacı DİNEKLİ Turizm Seyahat ve Tic A.Ş. nin adına kayıtlı taşınmazların ve trafikte kayıtlı araçlarının devir ve yeni yükümlülük tesisi yasağı konulması ve sahibi olduğu hisse senetleri ve kıymetli evrak niteliğindeki marka patent endüstriyrel tasarımları ve faydalı model ruhsat ilaç ve tohum sertifikalarının 3.kişilere devir ve yeni yükümlülük tesisinin önlenmesi için HUMK 101 ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir konulmasına,
  2. Davacı borçlu aleyhine taşınır ve taşınmaz ve ticair işletme rehni ile temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipler ( ancak bu takipler nedeniyle muhafaza tedbirleri alınmadan ve rehinli malın satışı gerçekleştirilmeden) ( 179b/FII) ve İİK nun 206 maddesinin 1.sırasında yer alması gereken imytiyazlı alacaklar için yapılan takipler dışında kalan amme alacaklarının tahsili usulü hakkındaki kanuna göre yapılan takipler dahil olmak üzere hiçbir icra takibinin yapılmaması ve evvelce başlamış olan takiplerin durdurulamsı, bu takipler nedeniyle muhafaza altına alınan mahcuzların yediemin sıfatıyla davacı şirket yetkilisine teslimine, 

Davacı vekilinin dilekçesinde belirtmiş olduğu davacı Dİnekli, Seyahat ve Turizm Tic A.Ş. adına kayıtlı;

42 ALT 14, 42 ABB 69, 42 AEB 13, 42 ABT 16, 42 APS 01, 42 BT 328, 42 AEB 93, 42 ABB 70, 42 ABJ 63, 42 ATU 62, 42 AVE 18, 42 AFD 37, 42 AUY 09, 42 AEB 94, 42 FR 713, 42 SF 818, 42 LG 002, 42 FD 274, 42 PB 674, 42 PJ 950, 42 FD 056, 42 VU 109, 42 KM 056 plakalı araçlar üzerindeki yakalama şerhlerinin kaldırılmasına ve muhafaza altına alınanların yediemin sıfatıyla davacı şirket yetkilisine teslimine,

  1. Davacı şirket faaliyetinin kayyımın gözetim ve denetiminde yönetim kurulu tarafından sürdürülmesine,

Yönetim kurulu üyelerinin ve şirketi ilzam etmeye yetkili olanların yaptığı tüm işlemlerin geçerli olmasının kayyımın onayına bağlı olmasına.

  1. Kayyımın şirketin hesap ve işlemlerinin haftada en az iki kere denetlemesine ve denetimle ilgili olarak tutanak tanzim edip raporları ile birlikte mahkememize sunmasına,

Davacıya ait tahakkuk eden hak ediş ve ödemelerin bankalar vasıtası ile gelen paraların kayyımın onayı ile davacı yetkilisine iadesine, ihtiyati tedbir kararından sonra banka hesaplarındaki haciz ve bloke kayıtlarının kaldırılmasına,

Bankalardaki hesaplardan para çekme yetkisinin kayyımın muvafakatı ile şirket yetkilisi tarafından yapılmasına,

Şirket hesabına yapılacak ödemelerin derhal şirkete ait banka hesabına yatırılmasına,

  1. Şirket mallarının ve alacaklılarının menfaatinin korunması, şirket envanterinin yapılması, iyileştirme tedbirlerine nezaret etmeleri ve yönetim kurulu ve diğer organlarının işlemlerinin denetiminde görevli ve yetkili olmak üzere kayyım olarak resen mali müşavir muhasebeci Kamil Cura’nın atanmasına, kayyımın üç ayda bir mahkememize rapor vermesine, kayyımın sarf ettiği emeğe ve mesaisine karşılık aylık 1.000,00 TL ücret takdirine, ilk bir aylık ücret depo edildiğinde kayyıma görevin tebliğ edilmesine, bakiye bir yıllık kayyım ücretinin mahkeme veznesine depo edilmesine,
  2. İhtiyati tedbir kararının tapu sicil müdürlükleri, ticaret sicil memurluğu, trafik ve tescil şube müdürlükleri ve ilgili banka müdürlükleri ile icra dairelerine tebliğine,
  3. Dava ile birlikte ihtiyati tedbir kararı ve kayyım atamasının birlikte tensip kararı uyarınca ilan edilmesine,
  4. İhtiyati tedbir ve kayyım atamasının davacı şirket kayıtlarına işlenmesi için mahkememiz katibi Mustafa ŞEFLEK’in görevlendirilmesine, tüm giderlerin davacıdan alınmasına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu oybirliği ile karar verilmiştir.

22.09.2010 tarihli duruşmada ihtiyati tedbir kararı ile 3 ay olarak öngörülen rapor süresi bir ay olarak değiştirilmiş ve kayyıma yapılan itiraz sonucu Oğuz CAN’ın kayyım olarak atanmasına karar verilmiştir.

1.KAYYIM RAPORU

Dava dosyasına ilk kayyım raporu 24.09.2010 tarihli havale ile Kamil Cura tarafından verilmiştir.

Bu raporda; kayyımın görevleri hakkında şirket yetkililerine bilgi verildiği, envanter kayıtlarının çıkartıldığı, süresi geçen genel kurulun yapılmasının sağlandığı, Finansbank Nalçacı Şb 00425 nolu hesap açılarak POS cihazının bu hesaba bağlandığı ve ŞAHİN EKER adına kayıtlı POS cihazının kullanılmasının engellendiği, Tasarruf Tedbiri uygulanmasına karar verildiği, Mazot ihtiyacının istasyonlardan teklif alınarak en uygun teklif veren yerden karşılanacağı, Bilet Satış büfelerinin kontrol edilerek masrafların azaltılması için BAŞKEN ofisinin kapatıldığı, 10 adet bilet satış gişesinde şirkete ait POS cihazı kullandırılması kararı alındığı, şirket muahsebecisi Mehmet Eser’le yapılan çalışma sonucu şirket gelir ve giderlerinin tablo ve rapor halinde sunulması kararı alındığı beyan edilerek ekinde Finansbank Nalçacı şubesi 11618046 nolu hesaba ait 09.08.2010-11.09.2010 tarihleri arasındaki hareketleri gösteren hesap cüzdan fotokopisi, 04.09.2008 tarihli sanal pos üye sözleşmesi suretleri (görüldü onaylı), (bu sözleşmelerden bir tanesi davacı şirketin adına iken bir tanesi başka bir tüzel kişilik olan Dinekli Ali Ekerler Ltd Şti ait görünmektedir), 06.09.2010 tarihli yeni imza sirküleri, 06.09.2010 tarihli Ticaret Sicil Memurluğu 15697 sicil altında şirketi yetkili kişinin Ömer Faruk Dinekli olduğuna ilişkin belge fotokopisi, 06.09.2010 tarihli Finansbank ile POS sözleşmesi yapılamasında Ö.Faruk Dinekli ve Süleyman Şimşek’ e münferiden yetki verilmesine dair karar defteri fotokopisi,17.08.2010 tarihli kayyım ve şirket yetkililerinin toplantı tutanağı fotokopisi, 26.08.2010 tarihinde mahkemenin tedbir kararının şirket karar defterine işlendiğine dair karar defteri fotokopisi, dosyaya sunulmuştur.

2.KAYYIM RAPORU

Sayın mahkemenin 22.09.2010 tarihli ara kararı ile görevlendirdiği ve görevi devir alan Oğuz CAN dosyanın ikinci (kendisinin birinci) kayyım raporunu 03.12.2010 tarihinde mahkemeye sunmuştur. Bu raporun birinci sahifesinde mahkemeden görevi 15.10.2010 tarihinde teslim aldığını beyan etmiştir.

İlk raporu Mahkemenin görev kararına göre 15.11.2010 tarihine kadar bir aylık süre içerisinde vermesi gerekirken 03.12.2010 tarihinde vererek görevini yerine getirmekte ihmal göstermiştir.

Bu raporunun içeriğinde kendisine tevdi edilen görev gereği 6 başlık halinde gerekli raporunu tanzim ettiğini beyan etmiştir.

  1. Başlığında firmanın genel görünümü, mali yapısı ve gelir kaynakları hakkındaki görüşlerini ve tespitlerini paylaşmıştır. Firmanın 26 araç ile seferlerini yaptığını, günlük yolcu taşıma kapasitesinin 1.430 olduğunu beyan etmiştir.

Firmanın gelirlerinin; otobüs yolcu taşıma gelirleri, komisyon gelirleri, emanet bürosu geliri ve mola verilen tesislerden elde edilen komisyon gelirleri olduğu beyan edilmiştir.

  1. Firmanın iyileşme öngörüleri, projeleri ve fiili gerçekleşmeler başlığı altında firmanın Ağustos 2010, Eylül 2010 ve EKİM 2010 ayı içerisindeki gelir giderleri tespit edilmiştir. Bu incelemelere ve beyana göre ;
Aylar TAHMİN EDİLEN GELİR OLUŞAN GELİR FARK TAHMİN EDİLEN GİDER HARCANAN GİDER FARK
AĞUSTOS 2010 1.085.000 670.911 -414.088 778.480 454.895 -323.584
EYLÜL 2010 1.085.000 826.748 -258.251 778.480 609.653 -168.826
EKİM 2010 1.085.000 869.057 -215.942 778.480 749.345 -29.134

 Olarak tespit edilmiştir.

Firmanın her ay net 306.520 TL net gelir elde etmeyi planladığı ancak Ağustos 2010 ayında eline geçen net miktarın 216.015,97 TL, Eylül 2010 ayında eline geçen net miktarın 217.095,44 TL, Ekim 2010 ayında eline geçen net miktarın 119.711,65 TL olduğu bildirilmiştir.

Firmanın hedeflenen düzeye ulaşamamasının bir nedeninin de iyileştirme projesi kapsamında araç parkurunda gösterilen 42 ABJ 63 (20.01.2007 den başlayan ve bu araçtan alınan 4.250 € senetlerden 29 tanesinin AVCAN Petrol’ e verildiği), 42 ATU 62 (20.01.2007 den başlayan ve bu araçtan alınan 5.208 € senetlerden 39 tanesinin AVCAN Petrol’ e verildiği), 42 ABB 70 (16.07.2007 den başlayan ve bu araçtan alınan 4.350 € senetlerden 32 tanesinin AVCAN Petrol’ e verildiği) ve 42 AEB 94 (20.01.2007 den başlayan ve bu araçtan alınan 4.350 € senetlerden 27 tanesinin AVCAN Petrol’ e verildiği) plaka sayılı araçların başka şahıslara SATILDIĞI beyan edilmiştir.

Bu beyanın altında “NOT: AVCAN petrole ciro edilen senetlerden çok az bir kısmının ödendiği genel olarak senetlerin ödenmediği tespit edilmiştir. “ şeklinde kayyım beyanı yer almaktadır.

Yine bunun yanı sıra firma aktifinde yer almamasına rağmen 42 AHU 29 plaka sayılı aracın ½ sinin bila tarihli sözleşme ile her ne kadar trafik kaydı İsmet KARACA adına tescil edilmişse de Ö.Faruk DİNEKLİ ile %50 oranında ortak olduğu beyan edilmiştir.

Anılan başlığın B maddesinde firmanın araç parkurunda bir artış yada azalma olmadığı beyan edilmiştir.

  1. Firmanın kasa ve banka hareketleri başlığı altında 5 sayfadan oluşan Finansbank 11618046 nolu hesap hareketi ile 16 sayfadan oluşan kasa hareketi dökümü sunulmuştur. Aynı başlık altında “… net olarak arttırılan EKİM 2010 ayına ait 119.711,65 TL paranın Yönetim Kurulu takdiri ile piyasaya olan senetli borçların ve otobüs tamir bakımından kalan bir takım faturalı borçların ödendiğini görmekteyiz ..” şeklinde beyanda bulunmuştur. Ekte sunulduğu beyan edilen;
  1. Bila tanzim tarihli, 22.08.2010 vade tarihli 14.000 TL bedelli Emin SÖYLEMEZ emrine düzenlenen,
  2.  Bila tanzim tarihli, 13.09.2010 vade tarihli 23.600 TL bedelli Musa KOYUNCU emrine düzenlenen,
  3. Bila tanzim tarihli, 22.10.2010 vade tarihli 10.300 TL bedelli İhsan ESEN emrine düzenlenen,
  4. Bila tanzim tarihli, 14.08.2010 vade tarihli 24.000 TL bedelli Fedai ALANYA emrine düzenlenen,
  5. Bila tanzim tarihli, 11.08.2010 vade tarihli 2.000 TL bedelli Mustafa KOLAY emrine düzenlenen,
  6. Bila tanzim tarihli, 11.08.2010 vade tarihli 19.000 TL bedelli Kadir KAÇAN emrine düzenlenen,
  7. Bila tanzim tarihli, 11.09.2010 vade tarihli 18.000 TL bedelli H. İbrahim ÖZBALCI emrine düzenlenen,

PROTESTO VE İBRAZLARI BELİRSİZ senet fotokopileri ibraz edilmiştir.

  1. Madde başlığı altında firmanın iyileştirme tedbirleri kapsamında bankalarla, Temsa Global A.Ş. ve İtifak Holding ile yaptığı görüşmeler kayda alınmıştır. Bu görüşmeler kapsamında;
  1. İttifak holding yetkili H.Ali Körpe ile 20.10.2010 tarihinde görüş alışverişinde bulunulduğu,
  2. Akbnak vekili Av. Nezih Dağdeviren ile 20.10.2010 tarihinde fikir alışverişinde  bulunulduğu ve en kısa zamanda yapılandırma yapılacağı,
  3. İş Bankası Karatay Şube Müdürlüğü ile 22.10.2010 görüşülerek merkezden gelecek talimat beklendiği,
  4. Temsa Global A.Ş. vekili Av. İ.Halil Aslan ile görüşülerek belli bir miktar verilerek geri kalanı ile anlaşılacağı,

Şeklinde görüşmeler yapıldığı beyan edilmiştir.

  1. Maddesinde ise 31.10.2010 dönem sonu itibariyle firmanın borç miktarı ;
  • Temsa Global A.Ş.        : 3.353.638 TL
  • Akbank                       : 1.864.677 TL
  • Vakıflar Bankası            : 1.126.359 TL
  • İş Bankası                   :      83.713 TL
  • Maliye ve SGK              :    133.000 TL
  • Genel Manada Piyasa    : 1.300.284 TL olmak üzere “ firmanın borç toplamının hata ve unutma hariç olmak üzere 7.861.671.TL olduğu gözükmektedir.” Şeklinde beyanda bulunulmuştur.

Firmanın Alanyada gayrimenkul satışından 120.000 TL, ipotekli 3.şahıslardaki evlerin sayışından 1.100.000.TL, olmak üzere 1.220.000.TL gelir elde edeceği ve Aralık ayı sonunda yapılacak yapılandırma sözleşmesinden sonra borcunu nasıl ödeyeceğinin netlik kazanacağını beyan etmiştir.

SONUÇ olarak kayyım tarafından yapılan değerlendirme de ; “… iyileştirme projesinin uygulanabilirliğini gözlemleyebilmek firmanın borç ödeme kapasitesinin alacaklıları mağdur etmeyecek seviyede olup olmadığını tespit etmek için firmanın birkaç ay gözlemlenmesi ve taahhütlerini yerine gerçekleştirip gerçekleştirmediğinin tespiti gereklidir.”  Şeklinde kayyım görüşü Sayın Mahkemeye sunulmuştur.

3.KAYYIM RAPORU

Sayın mahkemenin 22.09.2010 tarihli ara kararı ile görevlendirdiği ve görevi devir alan Oğuz CAN dosyanın üçüncü (kendisinin ikinci) kayyım raporunu 10.01.2011 tarihinde mahkemeye sunmuştur.

  1. Madde başlığında Firmanın iyileşme öngörüleri projeleri ve fiili gerçekleşmeler başlığı altında KASIM 2010 ayına ilişkin mali verilere yer verilmiştir.
Aylar TAHMİN EDİLEN GELİR OLUŞAN GELİR FARK TAHMİN EDİLEN GİDER HARCANAN GİDER FARK
KASIM 2010 1.085.000 1.047.525 37.474 778.480 931.618 -153.138
                       

Kasım 2010 ayında 115.907 TL net kar elde edilmiştir. Ciro hedefinin sadece 37.474 TL altında kalınmasına rağmen komisyon giderlerindeki büyük artış nedeniyle 190.612 TL hedefin altında kalındığı beyan edilmiştir.

B şıkkında ise araç parkurunda bir değişiklik olmadığı, personel sayısının 36 olarak tespit edildiği beyan edilmiştir.

  1. Firmanın kasa ve banka hareketleri başlığı altında “…firmanın 115.907,49 TL para arttırdığı, bu meblağın yönetim kurulunun takdiri ile Yapı Kredi bankasındaki teminat mektubunun nakte çevrilmesinden dolayı bu borcun kapatılmasına harcandığı, bir kısmı ile MEK gıdaya borç ödemesi yapıldığı görülmektedir… Firma borçlarının son hali EK 2 de cari hesap özeti tablosunda görülmektedir. Firma Yönetim Kurulu Başkanı Ö.Faruk Dinekli iyileştirme projelerini devam ettirebilmeleri için otobüsleri çalıştırılmaları gerektiğini bu yüzden otobüse tedarik sağlayan esnafa borç ödemede öncelik sağladığını belirtmektedir.  “ şeklinde kayyım raporunda beyan edilmiştir.
  2. Firmanın iyileştirme tedbirleri kapsamında Vakıflar Bankası ve MEK Gıda ile Yaptığı görüşmeler başlığı altında 29.11.2010 tarihinde firma yetkilisi Ö.Faruk DİNEKLİ ile Vakıflar Bankası Genel Müdürlüğüne gidilerek görüşüldüğü, firmanın 1.126.359,00 TL lik borcunun yapılandırılmasının görüşüldüğü, bankaya ipotekli evin devri sonrası kalan borcun %10 yıllık faiz ile yapılandırabileceğinin bildirildiği, MEK Gıda yetkilileri ile 211.981,62 TL lik borcun ödenmesi ile ilgili olarak görüşüldüğü 20.000.TL ödemeye yapılabileceği, geriye kalan borç için süre istendiği rapor edilmiştir.
  3. Firmanın Bankalara, TEMSA A.Ş., genel manada piyasaya, Devlet Kurumlarına olan borçlarının dağılımı ve bulunduğu şartlarda ödeyebilme yeteneği başlığı altında 30.11.2010 tarihi itibariyle borç tutarı kayda geçirilmiştir. Buna göre;
  • Temsa Gloabal A.Ş.                : 3.353.638 TL
  • Akbank                                : 1.864.677 TL
  • Vakıflar bankası                     : 1.126.369 TL
  • İş Bankası                                      :     83.713 TL
  • Maliye ve SGK                       :   133.000 TL
  • Genel Manada Piyasa              : 1.118.419,64 TL

Olmak üzere hata ve unutma hariç olmak üzere 7.679.806,64 TL firmanın borç toplamı olduğu bildirilmiştir.

Firmanın yine gayrimenkul satışlarından 1.220.000.TL dışarıdan gelir sağlayarak aktife aktaracağı bildirilmiştir.

SONUÇ olarak “….1.047.525,93 TL lik ciroya rağmen iyileştirme projesinde hedeflenen net kar miktarının çok altında kaldığı görülmektedir. Firmanın kasım ayı itibariyle elde ettiği net kar 115.907,49 L dir buradan ay içerisinde %11 lik bir karla çalışıldığı tespiti yapılabilir. Gözetimim altında bulunan firmada yapılan incelemelerde özellikle kış aylarında, iyileştirme projesinde hedeflenen karlara ulaşamayacağı net bir şekilde tespit edilmiştir. Bu nedenle mahkemenizin takdirinde olmak üzere firmanın iyileştirme projesini, fiili kazanç ve fiili borç miktarlarını gerçekçi bir şekilde tespit ederek revize etmesi ve revize edilen iyileştirme projesinin mahkemeniz tarafından tespit edilecek bilirkişi kurulu marifeti ile tespiti gereklidir. Yapılacak bilirkişi tespiti ile firmanın revize edilen iyileştirme projesiyle alacaklılarını bu günkü durumlarından daha kötüye sevk edip etmeyeceği konusu netlik kazanacaktır….” Şeklinde kayyım görüşü ile rapor sonlandırılmıştır.

Anılan raporun ekinde yer alan 01.11.2010 tarihli TUTANAK başlıklı belge ile TEMSA A.Ş. den görüşme için randevu alındığı, 04.11.2010 tarihli TUTANAK başlıklı belge ile TEMSA A.Ş. ile ADANA ilinde görüşüldüğü, 08.11.2010 tarihli TUTANAK başlıklı belge ile görüş alışverişinde bulunulduğu, 12.11.2010 tarihli TUTANAK başlıklı belge ile Vakıflar Bankası ile görüşülmesinin istenildiği, 22.11.2010 tarihli TUTANAK başlıklı belge ile Bayram değerlendirmesi yaptıklarını bir otobüsün VIP yapılmak istendiği, 26.11.2010 tarihli TUTANAK başlıklı belge ile 3.şahısların üzerindeki ipotekli gayrimenkullerin bir an önce satılmasının önemli olduğunun görüşüldüğü, 30.11.2010 tarihli TUTANAK başlıklı belge ile firmanın nakit akışının kontrol edildiği aylık raporların alındığı, kayıtlara geçilmiştir.

320, 420 ve 421 nolu hesap dökümlerinde bir önceki raporda olmayan ve 30.06.2010 tarihinden önce oluşan borçlar içinde İPEK Bilg.Ltd Şti isimli 31.500.TL alacak kaydının açıldığı görülmektedir.

Yine 11 sayfalık Kasa dökümü incelendiğinde

-       4 sf.da 10.11.2010 tarihinde AVCAN-PA Petrol Ltd Şti 35.000.TL , Sair Ödemeler başlığı altında 7.900 TL,

-       12.11.2010 tarihinde MEK Gıda 20.000.TL

-       13.11.2010 tarihinde Sair Ödemeler başlığı altında 6.250.TL

-       15.11.2010 tarihinde AVCAN-PA Petrol Ltd Şti 18.500 TL, sair ödemeler başlığı altında 7.800 TL

-       17.11.2010 tarihinde AVCAN-PA Petrol Ltd Şti 16.500 TL, sair ödemeler başlığı altında 6.500 TL

-       20.11.2010 tarihinde AVCAN-PA Petrol Ltd Şti 13.500 TL, sair ödemeler başlığı altında 7.150 TL

-       21.11.2010 tarihinde AVCAN-PA Petrol Ltd Şti 16.500 TL, sair ödemeler başlığı altında 6.200 TL

-       25.11.2010 tarihinde sair ödemeler başlığı altında 7.350 TL

-       26.11.2010 tarihinde AVCAN-PA Petrol Ltd Şti 13.500 TL

-       27.11.2010 tarihinde sair ödemeler başlığı altında 6.250 TL

-       29.11.2010 tarihinde sair ödemeler başlığı altında 5.650 TL

Ödemeler kayıtlı olduğu görülmektedir.

Yine ekli belgelerden 03.12.2010 onay tarihli sigortalı hizmet listesi 6. Sırasında  Merve DİNEKLİ, 7. Sırasında Mehmet Can DİNEKLİ isimli Ö. Faru DİNEKLİ’nin şirkette çalışmayan çocuklarının sigorta kayıtlarının yapıldığı görülmektedir.

Sayın Mahkemeye 10.01.2011 tarihinde yazılı dilekçe ile müracaat edilerek şirketin Şehirlerarası Yolcu Taşımacılığı faaliyetine son verdiği, araçların bilinmeyen yerlere çekilerek parçalandığı ve tedbirin ivedi olarak kaldırılarak muhafaza tedbirlerinin alınması gerektiği beyan edilmiş, elden takipli müzekkere ile Otogar Müdürlüğünden faaliyetin durdurulduğuna, yazıhane sözleşmesinin fesih edildiğine dair yazışma cevaı mahkemeye aynı gün intikal ettirilmiş, ancak Sayın Mahkeme tarafından çağrılarak şifahi görüşüne müracaat edilen kayyımın beyanları dikkate alınarak tedbir kararının kaldırılmasına ilişkin talep hakkında karar verilmemiştir.

13.01.2011 tarihinde araçların AVCAN-PA şirketine ait tesislerde parçalandığı bizzat tespit edilmiş, Kayyım aranarak durum beyan edilmiş ancak kayyım tarafından yine mahkemeye yanlış bilgi verilerek muhafaza tedbirlerinin alınması engellenmiştir.

14.01.2011 tarihinde Sayın Mahkemeye yazılı dilekçe verilerek yeniden araçların parçalandığı, kayyıma bilgi verilmesine rağmen muahfaza tedbirlerinin alınmadığı, alacaklıların haklarının çiğnendiği bildirilmiş, akşam saat 17:00 de Sayın Mahkeme tarafından tedbir kararı kaldırılmıştır.

15.01.2011 tarihinde Konya 4. İcra Müdürlüğünün 2010/8634 ve 2010/8544 E. Sayılı dosyalarından yapılmaya başlanılan muhafaza işlemleri ile araçların parçalandığı tespit edilerek muhafaza sağlanmıştır. Bu işlemler sırasında 7 adet parçalanmış otobüsün bulunduğu yere gelen tesis sahibi Nadir AVCAN, otobüslerin parçalanacağı daha önce kendisine söylendiği için bildiğini beyan etmiş ve haciz zaptına beyanı geçmiştir.

13.01.2011 tarihinde tarafımızdan aranarak uyarılması sonucu 14.01.2011 tarihli olarak kayyım tarafından tutulan tutanak ile şirket yetkililerinin ULUSOY Turizm isimli firma ile çalışma anlaşması yaptıkları bu nedenle otobüslerin bakımları yapıldığı firma yetkilileri ve kayyım imzası ile tutulan tutanakla mahkemeye 17.01.2011 tarihinde saat 11:00 sıralarında UYAP sistemine evrak taranarak bildirilmiştir.

19.01.2011 tarihli duruşmada şirketin iflasına karar verilmiştir. Talep edilmesine rağmen heyet tarafından Hileli İflastan suç duyurusunda bulunulması kabul edilmemiş, akabinde ayrı bir ara kararı ile suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği öğrenilmiştir.

KAYYIMIN EYLEM VE FİİLERİNİN HUKUKİ AÇIDAN İRDELENMESİ

Kayyım yukarıda da izah edildiği üzere kamu görevlisi olup, iflasın ertelenmesi müessesinde anılan mahkeme kararı ile

“şirket mallarının ve alacaklılarının menfaatinin korunması, şirket envanterinin yapılması, iyileştirme tedbirlerine nezaret etmeleri ve yönetim kurulu ve diğer organlarının işlemlerinin denetiminde görevli ve yetkili olmak üzere”

“Yönetim kurulu üyelerinin ve şirketi ilzam etmeye yetkili olanların yaptığı tüm işlemlerin geçerli olmasının kayyımın onayına bağlı olması “

“Kayyımın şirketin hesap ve işlemlerinin haftada en az iki kere denetlemesine ve denetimle ilgili olarak tutanak tanzim edip raporları ile birlikte mahkemeye sunması,

Davacıya ait tahakkuk eden hak ediş ve ödemelerin bankalar vasıtası ile gelen paraların kayyımın onayı ile davacı yetkilisine iadesi,

Bankalardaki hesaplardan para çekme yetkisinin kayyımın muvafakatı ile şirket yetkilisi tarafından yapılması,

Şirket hesabına yapılacak ödemelerin derhal şirkete ait banka hesabına yatırılması,”

Şartıyla görevlendirilmiştir.

Bu bildirimler ve yetkiler kayyımın görevini tanımladığı gibi sorumluluklarını da tayin etmektedir.

Kayyımın şu eylem ve fiilleri görevin özelliklerine ve bu tayin edilen yetki-sorumluluğa aykırı olarak yerine getirilmiştir;

  1. Kayyım şirketin genel olarak aktif ve pasiflerini envanter çıkararak fiili gerçekliğe uygun olarak takip etmek ve mahkemeye bildirmekle yükümlüdür.

Borçlu davacı tarafından mahkemeye sunulan borca batıklık bilançosunda ve ilk kayyım raporunda alacaklı Mehmet Tayyar ÖZER’ e ait borç şirket pasifleri arasında yer almamaktadır. İkinci kayyım raporundan önce mahkemeye müdahalede bulunan alacaklının varlığı gizlenmeyecek dereceye gelindiğinde rapora alınmıştır.

  1. Pasiflerde yer alan alacaklılara ait kayıtlardan AKBANK A.Ş. alacağı şirket hesaplarında mali düzene ve gerçeğe uygun olarak gösterilmemiştir. Oğuz CAN tarafından verilen 2. Ve 3. Kayyım raporlarında AKBANK alacağı 1.864.677 TL olarak bildirilmiştir. Mahkeme dosyasına da beyan edildiği üzere borç miktarı 2.381.174 TL (18.01.2011) olup belirtilen tarihlerde bildirilen rakamlar gerçek dışıdır. Diğer alacaklıların alacaklarının da faiz işlemesine rağmen belirtilen tarihlerde bildirilen rakamları gerçeğe aykırıdır. Bu kayyımın pasifleri farklı olarak ve gerektiği gibi araştırmadan rapora yansıttığı ve takip etmediği gerçeğini ortaya çıkarmaktadır.
  2. İlk kayyım raporunun 6. Maddesinde mazot ihtiyacının en uygun teklif veren yerden alınması karar alınmışken, hiçbir gerekçe tanzim edilmeksizin bu karar uygulanmamıştır. Bu şekilde şirketin giderlerinin daha az olabilmesi mümkün iken özen gösterilmeyerek durumunun ağırlaşmasına sebebiyet verilmiştir.
  3. Şirket SGK kayıtları arasında Merve DİNEKLİ ve Mehmet Can DİNEKLİ gibi şirket çalışanı olmayan ( Her ikisi de İstanbul ilinde öğrenci olup, Ömer Faruk DİNEKLİ’nin çocuklarıdır.) kişilerin kayıtları bulunmaktadır. Maaş bordroları incelendiğinde de giderler arasında muhtemelen bu şahıslara ait maaş ödemesi düzenlendiği görülecektir. Gerek SGK pirimi ve gerekse maaş vb ad altında gider kaydı bulunması hukuka aykırı olup kayyımın görevini layıkı veçhile yerine getirmediğinin bir göstergesidir.
  4. Bilet satış bürolarında çalışan personelin giderleri kayıt altına alınmasına rağmen bu bilet satış bürolarının gelirleri şirket kayıtları arasında yer almamaktadır. Gerçekte de bu bürolardan Mevlana, Gökkuşağı AVM, Kule Site yazıhaneleri şirkete ait olup, diğerleri otogar içindeki yazıhane de dahil olmak üzere şirkete ait değildir. Şirkete ait olmayan yazıhanelerde personel çalıştırılması mümkün olmayıp, komisyon karşılığı kestirilen biletlerin varlığına rağmen ayrıca personel çalışıyor gösterilerek gider yazılması mali ve hukuki mevzuata uygun değildir.
  5. Firmanın gelir elde ettiği ileri sürülen ve giderleri şirket kaydına yansıtılan 14 adet otobüsün gelirleri şirkete girmemiştir.
  6. Kayyım yukarıda belirtilen (42 ABJ 63, 42 ATU 62, 42 ABB 70, 42 AEB 94) dört adet otobüsün satışı karşılığında AVCAN petrole verilen senetlerinin bu şirket ile olan alacak-borç ilişkisinin çok üzerinde olduğunu, bu yolla şirkete ait gelirin kaçırıldığının tespitini de yapabilecek iken şirket kayıtlarını incelemeyerek bu sonuca sebebiyet vermiş olması da görevi kötüye kullanmak suçuna vücut vermektedir. Bu kayıtların belirilmesinde dahi mali kural ve hukuki adaba aykırı olarak hangi kişiliğe ciro edildiği bildirilmemiş, avcan petrol gibi genel bir isim kullanılmıştır. Bu tarifin hukuki niteliği yoktur.
  7. Yine kayyımın 2. Raporunda yer alan İsmet Karaca adına kayıtlı 42 AHU 29 plakalı aracın ½ hissesinin Ömer Faruk DİNEKLİ adına olması gerektiği yolundaki beyanına rağmen bu araca ait hiçbir gelir kaydının şirket kayıtları arasında olmaması kayyımın denetleme görevini hukuka uygun yerine getirmediğinin bir göstergesidir. Bu araca ait alacaklıların zarara uğramasını engellemek adına şirketin tescil talep etmesini rapor etmesi ve kayıtlara gelirlerinin intikalini sağlaması gerekirken iyileştirme projesini desteklemek adına raporunda beyanda bulunduğu halde fiili olarak hiçbir gelirinin şirkete ait olmamasına müsaade edilmesi görevin kötüye kullanılması suçuna vücut vermektedir.
  8. Kayyımın görevi tevdi aldığı tarihi 15.10.2010 olarak beyan etmiş olmasına rağmen ilk raporunu 03.12.2010 gibi 45 günlük sürede vermiş olması görevi ihmal suçuna vücut vermektedir.
  9. Kayyımın raporunu tanzim ederken “ Avcan petrole ciro edilen senetlerden çok az bir kısmının ödendiği genel olarak senetlerin ödenmediği tespit edilmiştir.” Gibi subjektif beyanlarda bulunması hukuka uygun bulunmamaktadır. Mahkemeyi yanıltmaya yönelik ve denetlenebilir şeffaflıkta olmayan beyanlar kayyımın görevini layıki veçhile yapmayarak görevi savsadığı sonucunu ortaya çıkarmaktadır.
  10. Kayyım raporunda EKİM 2010 ayı içi firmanın 119.711,65 TL net elde ettiği parayı bir takım senetlerin ödenmesinde kullandığı yolundaki beyanı da görevini savsadığı hatta kötüye kullanarak alacaklıların zarara uğramasına keyfi olarak sebep olduğu sonucuna bizi ulaştırmaktadır. Kayyım bir kamu görevlisi olarak alacaklıların eşit oranda tatmin olmasını sağlamaya yönelik hareket etmek, firmanın bunun dışındaki davranışlarına onay vermemek zorundadır. Yine kayyım olarak görevlendirilmesine esas olan ihtiyati tedbir kararında yazılı olarak onay vermesi gerektiği yetki ve sorumluluğuna ölçü tayin edilmişken böyle bir yazılı onayının bulunmaması da görevin savsanma sonucunu doğurmaktadır. Bunun davaya müdahil olmayan, protestosu ve ibrazı dahi hukuki yollara girmemiş çok rahatlıkla hile ile düzenlenebilecek senetlere ödendiği beyanı ile yapılmış olması ve firmanın bu şahıslara hangi sebeple ve hangi resmi belgelerle borçlu olduğunun ortaya konulmamış olması da hukuka aykırı olup görevin kötüye kullanılması suçuna vücut vermektedir. Kayyım bu şekilde firma yetkililerinin mahkemenin tedbir kararı arkasına sığınarak şirketin içini boşaltmasına izin vermiştir.
  11. Ekim 2010 ayı içerisinde firmanın kasasına nakit olarak giren tutarlar kayyıma verilen yetki doğrultusunda banka hesabına yatırılarak onayı ile çekilmemiştir. Banka ve şirket kayıtları incelendiğinde bu yetki çerçevesinde hesapların bankaya aktarılmadığı, yapılan harcamaların ve bankadan çekilen paraların kayyım onayına tabi tutulmadığı görülecektir.
  12. Kayyım Oğuz CAN’ın 2.raporu olan KASIM 2010 ayına ait raporu Sayın mahkemeye 10.01.2011 tarihinde sunulmuştur. Aralık 2010 ayı raporunun verilmesi gereken süre de geçirildikten sonra verilen rapor süre yönünden kayyımın görevini ihmal ettiğinin bir göstergesidir. Firmanın 08.01.2011 tarihinde faaliyetlerine son verdiği de dikkate alındığında raporun verilme tarihi ile kayyımın görevi ifa iradesinin ne kadar bağdaştığı ortadadır. Bu sürede rapor verilmiş olması hukuka aykırı olup kayyımın görevi ihmal suçunu oluşturur.
  13. Kayyımın Kasım 2010 ayında 115.907,49 TL kar elde ettiği ve bunu yönetim kurulu takdiri ile Yapı Kredi Bankasındaki teminat mektubunun nakde çevrilmesinde kullandığı yolundaki beyanı, yazılı onayının bulunmaması ve kamu görevlisi olan kayyımın alacaklıların eşit oranda tatmin edilmesi sorumluluğundan uzak, borç kaydı olarak bildirilmeyen teminat mektubu adı altında kasa hareketlerinde AVCAN-PA LTD ŞTİ isimli şirkete yukarıda açıklandığı üzere çeşitli tarihlerde 105.000 TL olarak aktarılmasına göz yumduğu, 20.000. TL MEK Gıda ya ödenen rakam ile birlikte 125.000 TL olan ödemenin nasıl yapıldığını izah etmeksizin açıklamış olması hukuka aykırı olup kabul edilemez. Kayyım bu şekliyle onayına tabi bir işlemi yazılı onayını sunmaksızın şirket yetkilisinin keyfi şekilde ödemede bulunmasına izin vermek suretiyle görevini kötüye kullanmış ve şirketin içinin boşaltılmasına aracılık etmiştir. Üstelik bu işlemi izah ederken otobüse tedarik sağlayan firmalara öncelik verildiği gibi bir gerekçenin kayyım tarafından kabul görerek öne sürülmüş olması ve teminat mektubunun tedarik ile hiçbir ilgisinin bulunmadığının açık olması kasdi bir hareketi ve dolayısıyla kötüye kullanma iradesini ispatlamaktadır.
  14. Yine AKBANK A.Ş. alacak tutarı bir önceki ay ile aynı bildirilmiştir. Bu arada işleyen faizlerin ve var ise ödemelerin dikkate alınmamış olması muhasebe tekniğine ve işin gereğine uygun olmayıp, kayyımın şirketin gelir ve giderleri ile ilgilenmeksizin aynı rakamları sayın mahkemeye ve dolayısıyla alacaklılara bildirmesine delalet edere ki bu da görevi savsamak anlamına gelmektedir.
  15. Kasım 2010 ayında beklenen cironun sağlanmasına rağmen karlılığın düşük olmasını mali tahlil ile mesleki tecrübesi ışığında açıklaması gereken kayyımın bu durumu açıklamaksızın komisyon giderlindeki artış adı altında geçiştirmesi de kayyımın görevini layıkı veçhile yerine getirmediğini göstermektedir.
  16. Kayyımın özellikle kış aylarında belirtilen hedeflere ulaşılamayacağı yolundaki raporunu KASIM 2010 ayına ilişkin olarak 10 Ocak 2011 tarihinde sunmuş olması son derece düşündürücü olup, aslında mali verilerin iyileştirme projesini desteklemediği açık olduğu halde Sayın Mahkemeyi oyalamaya yönelik yeniden bilirkişi incelemesi gerektiği yolundaki beyanları da görevi savsadığının açık göstergesidir.
  17. Kasım 2010 ayı raporunda 320 ve 420 hesapların açıklanmasında İpek Bilgisayar Ltd Şti hesap kaydında 30.06.2010 tarihli borç miktarı olarak 31.500.TL borç kaydı bulunmaktadır. Bir önceki EKİM ayı raporu incelendiğinde bu yönde bir borç kaydı bulunmadığı görülmektedir. Bu kayıt kayyımın şirketin gerçek borç ve alacak kayıtlarını usulüne uygun  denetlemediğini ve envantere geçirmediğini göstermekte olup, bu durumda görevin savsanmasını ispat etmektedir.
  18.  Şirketin borca batıklık bilançosunda bulunmayan borçların sonraki kasa hareketlerinde yer almasını kayyımın açıkça denetleme raporunda belirtmesi gerekirken bu hususta hiçbir beyanda bulunmamış olması, görevin kötüye kullanılması suçuna vücut vermektedir. Borç kayıtlarının unutma ve hatalar hariç olmak üzere gibi bir kavramla mali müşavir uzmanlığındaki kayyım tarafından rapora denetleme sonucu olarak kayıt edilmesi hukuki dayanaktan yoksun olup, kayyımın görev anlayışını ortaya koymaktadır.
  19. Kasım 2010 ayı raporu ekinde kasa hareketleri rapor ekinde sunulmuş ise de banka kayıtları rapor ekinde sunulmamıştır. Bu durumda kayyımın görevi savsadığı sonucunu ortaya koymaktadır.
  20. Sayın kayyımın 13.01.2011 tarihinde araçların parçalandığı bilgisini almasından sonra düzenlediği 14.01.2011 tarihli raporda araçların bakımının yapıldığı yolunda tutanak tanzim ederek mahkeme ile görüştüğü ancak raporu dosyaya ibraz etmediği, bu yöndeki raporu araçların 15.01.2011 tarihinde parçalanmış olduğu haciz zaptı ile kesinleşmiş olmasına rağmen 17.01.2011 tarihinde mahkemeye teslim ettiği gerçeği de kayyımın görevini kötüye kullandığı sonucunu ortaya koymaktadır. UYAP kayıtları incelendiğinde belirtilen kaydın sunuluş tarihi ortaya çıkacaktır. Kayyım bu şekilde yedieminlik görevini suiistimal ve mala zarar suçlarına iştirak etmiştir.
  21. Şirketin iyileştirme faaliyetlerinin denetlenmesi, şirket malvarlığı ve alacaklı menfaatlerinin korunması gibi mahkeme kararında açıkça görev tevdi edilen kayyımın 4 adet otobüs araç plakası vererek bunların satıldığını beyan etmesine rağmen bu eksikliğin nasıl giderileceğine ilişkin hiçbir açıklamada bulunmayan şirketin iyileştirme projesinde yarattığı imkânsızlığı açıklamaktan kaçınmış olması kabul edilemez olup açıkça görevin savsanması sonucunu doğurmaktadır.
  22. Kayyım şirketin işletmesi olarak faaliyet gösteren emanet işletmesinin kira giderlerinin mülk sahibi belediyeye ödenmemiş olmasına da seyirci kalarak şirketin mali durumunun ağırlaşmasına ve böylece menfaatlerin korunmasına aykırı hareket edilmesine göz yummuştur.
  23. İflas Masasına bildirilen işçi alacakları incelendiğinde ŞAHİN DAĞ 658TL ARALIK 2010, OCAK 2011 197,10TL İŞÇİ ALACAĞI, MURAT ÜNLÜ , EKİM 2010-635,42 TL, KASIM 2010 653,56 TL, ARALIK 2010 617,26 TL, OCAK 2011 610,95 TL İŞÇİ ALACAĞI, MURAT PORSUK, EKİM 2010-684,80 TL, KASIM 2010- 684,80 TL, ARALIK 2010 684,80 TL, OCAK 2011-433,20 TL İŞÇİ ALACAĞI, OSMAN DİRİ, EKİM 2010-678,93 TL, KASIM 2010- 678,93 TL, ARALIK 2010 678,93 TL, İŞÇİ ALACAĞI, YAKUP ŞİMŞEK, 2008 TEMMUZ 503,26 TL, AĞUSTOS 2008 518,51 TL İŞÇİ ALACAĞI, AYSUN (POLAT) ARSLAN, EKİM 2010-617,26 TL, KASIM 2010- 635,42 TL, ARALIK 2010 617,26 TL, OCAK 2011-648,96 TL İŞÇİ ALACAĞI, SÜLEYMAN ŞİMŞEK, EKİM 2010-868,87 TL, KASIM 2010- 841,69 TL, ARALIK 2010 818,12 TL, OCAK 2011-872,33 TL İŞÇİ ALACAĞI, bildirilmiştir.

EKİM 2010 ve KASIM 2010 ayı Kayyım raporlarında şirket gelirleri içerisinde arttırılan miktarların Şirket Yönetim Kurulu Başkanı tarafından faaliyeti sürdürebilmek adına mal tedarik edilen firmalara ödendiği bildirilerek kayyım tarafından zımnen onaylanmıştır. Bu giderlerin içinde yer alan 105.000 TL tutarındaki AVCAN-PA Ltd Şti ödemesi dikkate alındığında gerçek dışı beyan olduğu anlaşılacağı gibi işçi ücretlerinin bu dönemlerde öncelikle ödenmesi gerekirken ödenmeyerek iflas tasfiyesine bırakılmasına göz yumulmasına seyirci kalarak kayyım görevini ihmal etmiştir. Bu alacakların ödenmediğinin Mahkemeye rapor edilmesi görevi de kayyıma ait bulunmaktadır.

CEZAİ SORUMLULUK

Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle kayyım şirketin gerçek borç ve alacak kayıtlarının muhasebe tekniğine uygun ve gereken basit özen içerisinde tutulmamasına izin vererek denetlemekle görevli olduğu hesapları açık, şeffaf ve denetlenebilir şekilde mahkemeye sunulmasını temin etmeyerek, kasa hesaplarının bankaya yatırılmasını sağlamaksızın harcanmasına aracılık ederek, bankadan çekilen tutarlar için ve yapılan harcamalara ilişkin yazılı onay belgesi tanzim etmeksizin kendisine tevdi edilen görevleri savsayarak, araçların parçalandığı bildirilmesine rağmen gerekli muhafaza tedbirlerini derhal almaksızın, gerçeğe aykırı rapor tanzim ederek mahkemeye sunmak suretiyle görevi kötüye kullandığını açıkça ortaya koymuş olup, kayyımın tecziyesi için hakkında kamu davası açılması istemiyle TC Anayasası 10., 129,V ve 40, III ve 128. Maddeleri delaletiyle diğer kamu görevlisi olan ve eşitlik ilkelerince hareket etmek zorunda bulunan kayyım hakkında, TCK 276, TCK 277, TCK 278, TCK 281, TCK 279/I. , TCK 257/I,II. Maddeleri gereğince  suç duyurusunda bulunulması mütalaa edilmektedir.

1 – Kayyım görevini yerine getirirken gerçeklere uygun uzman sıfatı ile mahkemeye iflasın ertelenmesi davasında yardımcı olmak görev ve sorumluluğuna sahiptir. Türk Ceza Kanununun 276. Maddesi ile bu gerçeğe aykırı hareket suç olarak düzenlenmiştir.

GERÇEĞE AYKIRI BİLİRKİŞİLİK VEYA TERCÜMANLIK

Madde 276 - (1) Yargı mercileri veya suçtan dolayı kanunen soruşturma yapmak veya yemin altında

tanık dinlemek yetkisine sahip bulunan kişi veya kurul tarafından görevlendirilen bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalâada bulunması hâlinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Birinci fıkrada belirtilen kişi veya kurullar tarafından görevlendirilen tercümanın ifade veya

belgeleri gerçeğe aykırı olarak tercüme etmesi hâlinde, birinci fıkra hükmü uygulanır.

Sayın kayyımın 07.01.2011 tarihinde KONYA 10. Noterliğinden 580 yevmiye numarası ile keşide edilen ihtarname ile şirketin acentelik sözleşmesinin fesih edilmesine, 08.01.2011 tarihinden itibaren araçların seferden çekilmesine (Bu hususlar yargılama dosyasında delillendirilmiştir) ve 13.01.2011 tarihinde araçların parçalandığı bilgisi kendisine 18:00 dolaylarında bizzat verilmiş olmasına rağmen, sonrasında düzenlediği 14.01.2011 tarihli raporda araçların bakımının yapıldığı yolunda tutanak tanzim ederek mahkeme ile görüşerek, gerçek dışı beyanda bulunmuş olması TCK 276. Maddesi kapsamında yargı mercilerince verilen görevi nedeniyle gerçeğe aykırı mütalaada bulunmak suretiyle öngörülen suç sübut bulmuştur.

Kayyıma 13.01.2011 tarihinde telefon açılarak araçların parçalandığı bilgisi verilmiş olmasına rağmen, gerçek dışı beyanlar ile düzenlenen tutanağı 17.01.2011 tarihinde Mahkemeye sunması,  suç teşkil eden araçların parçalanmasına ilişkin davranışın kayyım tarafından ilgili ve yetkili makamlara bildirilmemesi yoluyla ayrıca TCK 279. Maddesinde yer alan suça vücut verilmiştir. 

Sayın kayyımın bu mahkemeyi yanıltıcı gerçek dışı bilgi ve mütalaa içeren tutanağı  araçların 15.01.2011 tarihinde parçalanmış olduğu haciz zaptı ile kesinleşmiş olmasından sonra 17.01.2011 tarihinde mahkemeye teslim edilmiş olup, UYAP sisteminde yapılacak inceleme ile tespit edilecek bu gerçek karşısında kayyımın TCK 257. Maddesi anlamında görevini kötüye kullandığı sonucunu da ortaya koymaktadır.

2 – Kayyım raporlarında AKBANK alacağını 1.864.677 TL olarak bildirmiştir. Mahkeme dosyasına da beyan edildiği üzere borç miktarı 2.381.174 TL (18.01.2011) olup belirtilen tarihlerde bildirilen rakamlar gerçek dışıdır. Kayyım bu şekilde gerçek dışı bilgiler vermek suretiyle TCK 276. Ve TCK 257/2. Madde hükümlerinde belirtilen suçları işlemiştir.

3- Sayın Mahkemenin İİK 179 maddesi uyarınca yetkisini ve sorumluluklarını belirlediği kayyımlık görevi gereğince kayyımın anılan kararda yer alan ;

  1. “Yönetim kurulu üyelerinin ve şirketi ilzam etmeye yetkili olanların yaptığı tüm işlemlerin geçerli olmasının kayyımın onayına bağlı olmasına. “
  2. “Bankalardaki hesaplardan para çekme yetkisinin kayyımın muvafakatı ile şirket yetkilisi tarafından yapılmasına,

Şirket hesabına yapılacak ödemelerin derhal şirkete ait banka hesabına yatırılmasına,”

  1.  “Şirket mallarının ve alacaklılarının menfaatinin korunması, şirket envanterinin yapılması, iyileştirme tedbirlerine nezaret etmeleri ve yönetim kurulu ve diğer organlarının işlemlerinin denetiminde ”

Görevlendirilmiş olması nedeniyle kayyım tarafından yazılı olarak onaylanmayan hiçbir harcamanın yapılamıyor olması, onay işlemlerinin yazılı olarak tanzim edilmesi ve yapılacak ödemeler ile tesis edilecek işlemlerde genel iflas hükümleri de dikkate alınarak alacaklıların eşit oranda menfaatlerinin borçlu şirket ile birlikte korunması gerekirken, bu yönde dosyada tek bir yazılı onay belgesi sunulmamış olması, banka hesaplarının yazılı onay olmaksızın kullanılmış olması, günlük kasanın banka hesabına yatırılmayarak denetimden uzaklaştırılmasına imkan sağlanması TCK 257/2 maddesi anlamında en hafifinden ihmal suçuna vücut verecektir ki aslında kastın ve eylemlerin yoğunluğu dikkate alındığından TCK 257/1 madde kapsamında suçun unsurlarının oluştuğu açıktır.  Ayrıca bu şekilde yapılan ödemelerin yazılı onay verildiğine, ilişkin bir belge olmaması yanında raporda “….EKİM 2010 ayına ait 119.711,65 TL paranın Yönetim Kurulu takdiri ile piyasaya olan senetli borçların ve otobüs tamir bakımından kalan bir takım faturalı borçların ödendiğini görmekteyiz…” ve “…firmanın 115.907,49 TL para arttırdığı, bu meblağın yönetim kurulunun takdiri ile Yapı Kredi bankasındaki teminat mektubunun nakte çevrilmesinden dolayı bu borcun kapatılmasına harcandığı, bir kısmı ile MEK gıdaya borç ödemesi yapıldığı görülmektedir…” şeklinde beyanda bulunulmuş olması görevin TCK 257/2. Maddesi anlamında ihmal edildiğinin açık delili bulunmaktadır. Ayrıca bu eylemler TCK 275 maddesinde öngörülen yalan yere yemin suçunun amaçladığı kamu yararına aykırı aynı sonuçları doğurduğundan TCK 275. Maddesi hilafına suç işlendiğinin delilidir.

3- Şirket SGK kayıtları arasında yer alan Merve DİNEKLİ ve Mehmet Can DİNEKLİ gibi şirket çalışanı olmayan ( Her ikisi de İstanbul ilinde öğrenci olup, Ömer Faruk DİNEKLİ’nin çocuklarıdır.) kişilere maaş ödenmesi ve gider kaydına alınması ile bunlara ait SGK ödentileri yatırılmasına Mali Müşavir mesleğindeki bir uzman sıfatıyla kayyımın göz yumması TCK 257/2 maddesi anlamında suç teşkil ettiği gibi, alacaklıları zarara uğratmış olması da dikkate alınarak TCK 276. Maddesi anlamındaki suça da vücut verecektir.

4 - Kayyımın görevi tevdi aldığı tarihi 15.10.2010 olarak beyan etmiş olmasına rağmen ilk raporunu 03.12.2010 gibi 45 günlük sürede vermiş olması aylık rapor verileceğine ilişkin mahkeme kararı karşısında TCK 257/2. Md. görevi ihmal suçuna vücut vermektedir.

5 – Kayyım tarafından KASIM 2010 ayına ait rapor, Sayın mahkemeye 10.01.2011 tarihinde sunulmuştur. Aralık 2010 ayı raporunun verilmesi gereken süre de geçirildikten sonra verilen rapor süre yönünden kayyımın görevini ihmal ederek TCK 257/2. Md. Yazılı suçun işlendiği sabittir.

6 - Kayyım şirketin işletmesi olarak faaliyet gösteren emanet işletmesinin Hernekadar denetim kayyımı olarak atansa da kira giderlerinin mülk sahibi belediyeye ödenmemiş olmasına da seyirci kalarak şirketin mali durumunun ağırlaşmasına ve böylece menfaatlerin korunmasına aykırı hareket edilmesine göz yummuştur. Bu konuda mahkemeye raporunda gerekli bilgi ve belgeleri sunması gerekirdi. Davalı müflis şirket aleyhine Konya 7.İcra Müdürlüğünün 2010/6020 E. Sayılı dosyası ile icra takibinde bulunulmuş ve 30 gün içerisinde kira bedeli yatırılmadığı gerekçesi ile Konya 1.İcra Hukuk Mahkemesinin 2010/989 E. Sayılı dosyası ile aleyhe tahliye davası ikame edilmiştir. 3.şahıslara şirket kazancı aktırılmak suretiyle para kaçırılmasına sebebiyet verilmesi yerine işletmenin gelirini koruyacağı şekilde B.Belediye Başkanlığına kira ödemesi yapılması gerektiği hayatın olağan akışı içerisinde açıktır. Kayyım bu şekilde şirket gelirlerinin borçlu-alacaklı menfaatine kullanılması gerekirken iken başkaca şahıslara ödenmesine göz yumarak TCK 257/1. Maddesinde yer alan görevi kötüye kullanma suçunun unsurlarına vücut vermiştir.

7- Şirketin EKİM ve KASIM 2010 dönemlerinde elde edilen gelirleri ile işçi alacakları ödenmesi gerekirken işçi alacaklarının ödenmeyerek iflas masasında pasif olarak yer almasını temin eden yönetim hakkında zımnen de olsa onay kullanmış sayılan kayyımın şirket-alacaklı menfaatine aykırı davranışları nedeniyle görevini kötüye kullandığı açıktır.

HUKUKİ SORUMLULUK

Yine kayyımın suç teşkil eden fiilleri neticesinde şirketin aktifinde meydana getirilen zararın tespit edilmesi suretiyle devlet aleyhine tazminat davası ikame edilmesi uygun mütalaa edilmektedir.

Bu davada genel olarak ihtimam ve özen gösterilmemesi nedeniyle şirketin aktifi olarak tanımlanan ilk değerler toplamı ile faaliyet süresince elde edilen gelirler toplamından mevcut paraya çevrilen aktifler arasındaki fark talep edilebilir. Aktif toplamı bu anlamda ilk raporda ve sonraki raporlarda da aynen korunarak 5.989.124,89 TL olarak bildirilmiştir. Bu aktifin üzerinde net kar elde edildiği beyan edilen (AĞUSTOS ve EYLÜL AYLARINDAKİ ELDE EDİLEN NET KAR BEYAN EDİLMEMİŞTİR) EKİM 2010 ayı için 119.711,65 TL, KASIM 2010 ayı için 115.907 TL olmak üzere toplam 6.224.742 TL aktif değer bulunması gerekmektedir. Bu değerin mevcut hali tespit edilerek aradaki farkın denetim ve gözetim görevini ihmal ve kötüye kullanma ile özellikle suç ihbarında bulunmama iradeleri dikkate alınarak tazminine karar verilmesi dava edilebilir bulunmaktadır.

Başka bir anlatımla rehinli araçların bedelleri borca batıklık bilançosunda ve iyileştirme projesinde piyasa değeri anlamında her bir otobüs için 350.000 TL olarak öngörülmüştür.  Bu değer ile muhafaza altına alınan araçların bugünkü değeri arasındaki Mahkeme Kararı ile yapılan tespit değeri arasındaki farkın tazminat talebi olarak devlet aleyhine adli hizmet kusurundan kaynaklanan zarar tazmini gerekçesiyle dava edilmesi uygun mütalaa edilmektedir. Sayın Mahkeme tarafından kabul edilen değer ile başlayan ve inandırıcı olduğu düşünülmesi nedeniyle hakkında ihtiyati tedbir kararı verilerek cebri icra yoluyla alacağın tahsilinin engellenmesi hali bilirkişi raporunda esas alınan ve kayyım tarafından da hakkında hiçbir beyan ve inceleme bildirilmeksizin kabul edilerek raporlarında aktif değer kaydına yer verilen tutarın esas alınması hukuka uygun olacaktır. Yine tedbir kararı nedeni ile dokunulamayan araçların Sayın Mahkemeye sunulmak yoluyla ve bizzat kayyıma sözlü olarak ikaz edilmek üzere rehinli araçların üzerinde değer kaybı doğuran hukuka aykırı fiil ve eylemlerin uygulandığı bildirildiği dikkate alınır ise bu araçların tedbir kararının kaldırılması akabinde oluşan değerleri ile arz edilen yargılamaya ve raporlara esas değerleri arasındaki farkın zarar olarak değerlendirilip, adli hizmetin gereği gibi yerine getirilmemesi nedeniyle Devlet tarafından tazmin edilmesi talebinin hukuki olduğu kanaatindeyiz.

Hukuki tazminata esas olacak dava değerinin rehinli ve hacizli araçların yakalanmasını müteakip yapılacak değer tespitlerinden yola çıkılarak tayin edilmesi uygun olacaktır. Bu nedenle henüz 8 aracın değer tespiti için müracaat edilmiş olup bu raporun alındıktan sonra talebin miktarının belirlenmesi mümkün olacaktır. İzmit ilinde yakalanan bir araç, kulu ilçesinde yakalanan bir araç ve son olarak Antalya ilinde yakalanan bir araç hakkında tespit yapılarak hareket edilmesi veya haciz tutanağında belirlenen değerin esas alınması düşünülebilecektir. Toplam tazminat hesabının tavanında alacak miktarının tavan olarak kabul edilmesi hakkaniyete uygun olacaktır.

SON NOTLAR



[1] Kayar, 2008:1905

[2] Özekes-Erteleme, s.3251 dn.2’den naklen)

[3] Muşul-İflasın Ertelenmesi, s.27 dn. 67’den naklen)

[4] Kuru, Baki: Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu Şerhi, 5. Baskı, C. III, Ankara 1990, s.2813 vd.; Kuru, Baki: “Pasifi Aktifinden Fazla Olan Sermaye Şirketlerinin İflası, AD 1970, C.X, s. 629; Domaniç, Hayri: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C. II, Anonim Şirketler Hukuku  ve  Uygulaması,  İstanbul 1988,  s. 547  vd.;  Franko,  Nisim:  Sermaye Şirketlerinde-Özellikle Anonim Şirketlerde İflas ve Tehiri, Prof. Dr. Haluk Tandoğan’ın Hatırasına Armağan, Ankara 1990, s. 429; Pekcanıtez, Hakan: Anonim Şirketlerin İflası, Ankara 1991, s. 56, dn. 116; Atalay, s. 123; Kayar, İsmail: Anonim Ortaklıkta Mali Durumun Bozulması, Kayseri 1997, s. 251 vd.; Türk, s. 354; Atalay, Erteleme, s. 71, dn. 99; Türk, DEÜHFD 2004, s. 309.

[5] Bu hususu bir kararında Yargıtay şöyle ifade etmiştir. Bk. 11. HD, 10.05. 1983, E. 2321, K.  2462:  “...Yeddiemin tarafından düzenlenen rapora dayanılarak mahkemece davacı şirketin istemi yerinde görülerek iflasın ertelenmesine dair kararın altı ay daha uzatılmasına ve kayyıma alacaklılar lehine tapuda ipotek tesis ve cins tashih etmek yetkisinin verilmesine karar verilmiştir...” (Eriş, Gönen: Açıklamalı-İçtihatlı Türk Ticaret Kanunu, Ticari İşletme ve Şirketler, C.II, 3. Baskı, Ankara 2004, s. 1878).

[6] YILDIZ Ekrem, GÜRSOY Serhan, Kayyımlık ve Kayyım Katılımıyla Görülmesi Gereken İşler ve Davalar, Vedat Yayıncılık,2007 s.384 ve GÜMÜŞ, a.g.e.s.128,129

[7] Egger, A.  (çev. Çemis, Volf): Aile Hukuku,  3. Kısım, Vesayet, Zürih  1948, s.  283; Velidedeoğlu, Hıfzı Veldet: Türk Medeni Hukuku, C. II, Aile Hukuku, İstanbul 1965, s.

[8] KAYHAN ÇETİN, İflasın ertelenmesi bağlamında kayyımlık, s.37, Ersoy, s.101; Güralp, s.63;Kayar,-Armağan, s.1916; Muşul- İflasın ertelenmesi, s.149; Oy Osman: İflasın Ertelenmesi, İstanbul 2009, s.54; Özekes- Erteleme, s.3278; Öztek- Erteleme, s.132; Öztek –makale, s.61; Pekcanıtez- Erteleme, 3.347; Soyer, s.293; Konkordato komiseri bakımından aynı yaklaşımlar için bknz. Tanrıver-Komiser, s.87; Taşpınar Ayvaz- Yeniden Yapılandırma s.346, Yıldırım s.482

[9] KAYHAN ÇETİN, İflasın ertelenmesi bağlamında kayyımlık, s.37

[10] Türk, DEÜHFD 2004, s.310.

[11] Atalay, Erteleme, s. 78.

[12] TMK  403/III hükmü gereğince, TMK’nın vasi hakkındaki hükümleri aksi belirtilmiş olmadıkça kayyım hakkında da uygulanır.

[13] Egger, s. 287; Berki, Şakir: Medeni Hukuk, Ankara 1961, s. 316.

[14] UZAY, Şaban, İflasın ertelemesinde kayyımın görevleri ve bağımsızlığı.

[15] Şayet mahkeme kararında ayrıntı yoksa kayyımın geniş yetkili olduğu kabul edilir. Ancak geniş yetki geniş sorumluluğu da beraberinde getirdiği için, göreve başlar başlamaz kayyımın mahkemeden görev ve yetkileri konusunda ek karar verilmesini talep etmesi önerilmektedir (Kayar, 2008:1921)

[16] Öztek, 2005:62

[17] Kayar, 2008:1920

[18] Öztek, 2005:66

[19] KAYHAN ÇETİN, İflasın ertelenmesi bağlamında kayyımlık, s.31-72

[20] KAYHAN ÇETİN, İflasın ertelenmesi bağlamında kayyımlık, s.39, aynı yaklaşımın konkordato karşılığı için bknz Tanrıver-Komiser, s.88

[21] KAYHAN ÇETİN, İflasın ertelenmesi bağlamında kayyımlık, s.44; Konkordato Komiseri bakımından aynı yaklaşım için bknz. Tanrıverdi- Komiser, s.93

[22] KAYHAN ÇETİN, İflasın ertelenmesi bağlamında kayyımlık, s.91; Ermenek, s.300; Konkordato komiseri bakımından aynı yaklaşım için bknz. Tanrıver, s.132

[23] KAYHAN ÇETİN, İflasın ertelenmesi bağlamında kayyımlık, s.106; Akil, s.245; Muşul-İflasın Ertelenmesi, s.146,149; Öztek-Erteleme, s.135-137, Konkordato komiseri bakımından aynı yaklaşım için bkz. Tanrıver-Komiser, s.155

[24] KAYHAN ÇETİN, İflasın ertelenmesi bağlamında kayyımlık, s.107; Konkordato komiseri bakımından aynı yaklaşım için bnkz. Tanrıver-Komiser, s.155

[25] KAYHAN ÇETİN, İflasın ertelenmesi bağlamında kayyımlık, s.109

[26] Öztek-Erteleme, s.136

[27] KAYHAN ÇETİN, İflasın ertelenmesi bağlamında kayyımlık, s.119

[28] KAYHAN ÇETİN, İflasın ertelenmesi bağlamında kayyımlık, s.139; Balcı-Erteleme, s.294; Muşul-İflasın Ertelenmesi, s.150

[29] KAYHAN ÇETİN, İflasın ertelenmesi bağlamında kayyımlık, s.142; Ermenek, s.311

[30] KAYHAN ÇETİN, İflasın ertelenmesi bağlamında kayyımlık, s.142, Kayar-Armağan, s.1923

[31] KAYHAN ÇETİN, İflasın ertelenmesi bağlamında kayyımlık, s.143, Konkordato Komiseri bakımından aynı yaklaşım için bakınız Tanrıver-Komiser, s.232

[32] KAYHAN ÇETİN, İflasın ertelenmesi bağlamında kayyımlık, s.167-168; Tanör Bülent / Yüzbaşıoğlu Necmi, Türk Anayasa Hukuku, 8.B. İstanbul 2006, s.110, Konkordato komiseri için bakınız aynı yaklaşım Tanrıver-Komiser, s.269

[33] KAYHAN ÇETİN, İflasın ertelenmesi bağlamında kayyımlık, s.168; Akil, s.250

[34] KAYHAN ÇETİN, İflasın ertelenmesi bağlamında kayyımlık, s.168; Atay, s.572-573; Ermenek, s.319: Konkordato komiseri bakımından aynı yaklaşım için bknz Tanrıver-Komiser, s.269

[35] KAYHAN ÇETİN, İflasın ertelenmesi bağlamında kayyımlık, s.175; Balcı-Erteleme, s.291; Bilgen, s.104; Ermenek, s.321,324; Kayar-Armağan, s.1926, Konkordato Komiseri bakımından aynı yaklaşım için bknz Tanrıver-Komiser, s.275, Altay-Konkordato, s.1385

[36] KAYHAN ÇETİN, İflasın ertelenmesi bağlamında kayyımlık, s.97, s.176

 

(C) TELİF HAKKI: Makalenin telif hakkı 5846 S. uyarınca yazarı Av.Nezih DAĞDEVİREN'e ait olup kaynak gösterilmek suretiyle kısmi alıntı yapılabilir. Tamamının neşri için yazardan izin alınması zorunludur.