• "Toplumda en büyük güveni her şeyin sonunda adil bir mahkemenin bulunabileceği inancı sağlar."
  • "İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır." VICTOR HUGO
  • "Adalet ilkin devletten gelmelidir. Çünkü hukuk, devletin toplumsal düzenidir." Aristo
  • "Bir yanı dinlemeden karar veren, doğru karar vermiş olsa bile adaletsizlik etmiş sayılır."
  • "Birtek kişiye yapılan bir haksızlık, bütün topluma yapılan bir tehdittir." Montesquieu
  • "Hiçbirşey devlete yasalara saygılı olmak kadar yaraşmaz" Justiniaus Kanunları
  • "Devlet halktan mucize beklememelidir. O, halkı kendisine uydurmak için yasalara boyun eğmeyi öğretecektir." Montesquieu
  • "Hukuk ile medeniyet ve kültürleri arasında ahenk kuramayan cemiyetler bedbahttırlar." Falih Rıfkı Atay
  • "Hukukun buyrukları şunlardır: Dürüst yaşamak, başkasına zarara uğratmamak, herkesin hakkını vermek" Ulpianus
  • "Hukuk ilmi mukaddes birşeydir. Kıymetini para ile ölçmek onu çok aşağılatmak olur." Ulpinnus
  • "Adalet olunca yiğitliğe lüzum kalmaz." Anonim
  • "Suçu toplum hazırlar, suçlu işler." Buckle
  • "Bir yargıç, iyi niyetle dinlemeli, akıllıca karşılık vermeli, sağlıklı düşünmeli, tarafsızca karar vermelidir." Sokrates
  • "Bir toplumda suç varsa, orada adalet yoktur." Eflatun (M.Ö.427-347)
  • "Bir kişinin sözleri önemli değildir; iki yanı da dinlemeli" Goethe
  • "Hakiki adalet hayırsever değildir, hakiki hayırseverlik adil değildir. " GEORGES DUHAMEL
  • "Az şeye sahip olan değil, çok fazla şey isteyen fakirdir." Seneca
  • "Adaleti seven bir insan için her yer emindir." EPIKTETOS
  • "Adalet erdemlerin kraliçesidir. " Latin Atasözü

yargitay logo100

T.C
YARGITAY
19. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2012/15421
KARAR NO: 2013/1789
KARAR TARİHİ:30.01.2013

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı vekili, müvekkilinin davacı banka ile dava dışı asıl borçlu M… arasında akdedilen genel kredi sözleşmesine kefil olduğunu, ancak dava dışı M…’ e kullandırılan kredi kartı ve tüketici kredi sözleşmelerinden kaynaklı alacağın tahsili için davacı yanca müvekkili aleyhine icra takiplerine girişildiğini, müvekkilinin icra takiplerine dayanak sözleşmelerde imzasının bulunmadığını, bu yönde kefalet iradesinin olmadığını ileri sürerek icra takiplerinden dolayı borçlu olmadığının tesbitine ve %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.


Davalı vekili, 18.06.2008 tarihli genel kredi sözleşmesini davacının kefil sıfatı ile imzaladığını, sözleşmenin 41. maddesi uyarınca davacının kefalet imzasının bulunduğu sözleşmeden değil dava dışı asıl borçlu ile akdedilen diğer sözleşmelerden kaynaklı borçlardan da sorumlu olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporları doğrultusunda, genel kredi sözleşmesinin 41.1 maddesi uyarınca davacının, dava dışı asıl borçlunun davalı banka ile yapmış olduğu ve ileride yapacağı işlemlere “kefil olmayı” kabul ettiği, bu durumda davacı kefilin, genel kredi sözleşmesinde yazılı ve hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak biçimde sorumluluğunun belirlendiği, böylece davalı bankanın dava dışı borçlu M… hakkında genel kredi sözleşmesi dışında oluşan (kredi kartı kullanımı ve tüketici kredisi kullanımından kaynaklı olarak) doğan alacakları hakkında davacı hakkında icra takibi yapmakta haklı olduğu, bu takip dosyalarında da davacı kefilin kefalet limiti kapsamında ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı banka ile dava dışı M… arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesini kefil olarak imzalamıştır. Dava konusu borcun ise, davacının imzası bulunmayan kredi kartı ve tüketici kredi sözleşmelerinden kaynaklandığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Davacı kefilin kefil olarak imzalamadığı sözleşmelerden doğan borçtan sorumlu tutulması doğru değildir. Her ne kadar mahkemece genel kredi sözleşmesinin 41.1 madde hükmüne dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de anılan sözleşme hükmü davacıyı, imzası bulunmayan sözleşmeler nedeniyle sorumluluk altına sokacak biçimde yorumlanamaz. Mahkemece, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.01.2013 gününde oybirlğiyle karar verildi.