• "Toplumda en büyük güveni her şeyin sonunda adil bir mahkemenin bulunabileceği inancı sağlar."
  • "İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır." VICTOR HUGO
  • "Adalet ilkin devletten gelmelidir. Çünkü hukuk, devletin toplumsal düzenidir." Aristo
  • "Bir yanı dinlemeden karar veren, doğru karar vermiş olsa bile adaletsizlik etmiş sayılır."
  • "Birtek kişiye yapılan bir haksızlık, bütün topluma yapılan bir tehdittir." Montesquieu
  • "Hiçbirşey devlete yasalara saygılı olmak kadar yaraşmaz" Justiniaus Kanunları
  • "Devlet halktan mucize beklememelidir. O, halkı kendisine uydurmak için yasalara boyun eğmeyi öğretecektir." Montesquieu
  • "Hukuk ile medeniyet ve kültürleri arasında ahenk kuramayan cemiyetler bedbahttırlar." Falih Rıfkı Atay
  • "Hukukun buyrukları şunlardır: Dürüst yaşamak, başkasına zarara uğratmamak, herkesin hakkını vermek" Ulpianus
  • "Hukuk ilmi mukaddes birşeydir. Kıymetini para ile ölçmek onu çok aşağılatmak olur." Ulpinnus
  • "Adalet olunca yiğitliğe lüzum kalmaz." Anonim
  • "Suçu toplum hazırlar, suçlu işler." Buckle
  • "Bir yargıç, iyi niyetle dinlemeli, akıllıca karşılık vermeli, sağlıklı düşünmeli, tarafsızca karar vermelidir." Sokrates
  • "Bir toplumda suç varsa, orada adalet yoktur." Eflatun (M.Ö.427-347)
  • "Bir kişinin sözleri önemli değildir; iki yanı da dinlemeli" Goethe
  • "Hakiki adalet hayırsever değildir, hakiki hayırseverlik adil değildir. " GEORGES DUHAMEL
  • "Az şeye sahip olan değil, çok fazla şey isteyen fakirdir." Seneca
  • "Adaleti seven bir insan için her yer emindir." EPIKTETOS
  • "Adalet erdemlerin kraliçesidir. " Latin Atasözü

yargitay logo100

            T.C.

       YARGITAY

9.HUKUK DAİRESİ

 

Esas    : 2007/22062

Karar   : 2008/16398

Tarih : 16.07.2008

 

KIDEM TAZMİNATI

İŞÇİNİN HAKLI NEDENE DAYALI DERHAL FESİH HAKKI


Davacı, fesih bildiriminde aracın elinden alınmak suretiyle iş koşullarının ağırlaştırıldığını, İstanbul’daki şubede görevlendirildiğini, diğer alacakları ile birlikte fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek iş akdini feshettiğini açıklamıştır. Mahkemece, hizmet sözleşmesinde Türkiye sınırları içerisindeki işyerlerinde çalışmayı kabul edeceğine ilişkin düzenleme bulunduğundan nakledilen görev yerine gitmeyerek akdi kendisinin feshettiği kabul edilerek davacının ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanamadığı kabul edilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacının fazla mesai, genel tatil ücreti ile prim alacağının bulunduğu sabittir.

 

İK.24, 32, 33

eBK.81

5953 Sa.Ka.14

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ KARARI:

Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, genel ve hafta tatili ücretlerinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde davalı R... A.Ş. ile davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi G.... D... T... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı R... AŞ nin tüm,davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret işçi için en önemli hak, işveren için en temel borçtur. 4857 sayılı İş Kanununun 32/4. maddesinde ücretin en geç ayda bir ödeneceği kurala bağlanmıştır. Yine İş Kanununu da, 5953 sayılı Basın İş Kanununun 14. maddesinde öngörüldüğü gibi ücretin peşin ödeneceği öngörülmemiştir. Buna göre, aksi bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılmadığı sürece işçinin ücreti bir ay çalışıldıktan sonra ödenmelidir.
Ücreti ödenmeyen işçinin bu ücretini işverenden dava ya da icra takibi gibi yasal yollardan talep etmesi mümkündür.

1475 sayılı İş Kanunu döneminde bunun dışında toplu olarak hareket etmemek ve kanun dışı grev kapsamında sayılmamak kaydıyla Borçlar Kanununun 81. maddesi uyarınca ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini ifa etmekten, yani çalışmaktan kaçınabileceğini kabul edilmekteydi. 4857 sayılı İş Kanununda ücret daha fazla güvence altına alınmış ve işçi ücretinin 20 gün içinde ödenmemesi durumunda işçinin iş görme edimini yerine getirmekten kaçınabileceği açıkça düzenlenmiş ve bunun toplu bir nitelik kazanması durumunda dahi, kanun dışı grev sayılamayacağı kurala bağlanmıştır.

Ücreti ödenmeyen işçinin alacağı konusunda takibe geçmesi ya da ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini yerine getirmekten kaçınması, iş ilişkisinin devamında bazı sorunlara yol açabilir. Bu bakımdan, işverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı da tanınmıştır.

İşçinin ücretinin kanun veya sözleşme hükümlerine göre ödenmemesi işçiye bu imkanı verir. Ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemiş olması bu konuda önemsizdir.

Ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin yasa ya da sözleşme ile belirlenen ücret ödenme döneminin gelmiş olması ve işçinin bu ücrete hak kazanmış olması gerekir. 4857 sayılı İş Kanununun 24/II-e bendinde sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olarak değerlendirilmelidir. İkramiye, primi, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların da ödenmemesi işçiye haklı fesih imkanı verir.

İşçinin ücretinin işverenin içine düştüğü ödeme güçlüğü nedeniyle ödenememiş olmasının sonuca bir etkisi yoktur. İşçinin ücretinin bir kısmını İş Kanununun 33. maddesinde öngörülen ücret garanti fonundan alabilecek olması da işçinin fesih hakkını ortadan kaldırmaz.

Bireysel iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan ayni yardımların yerine getirilmemesi de (erzak yardımı, kömür yardımı gibi) bu madde kapsamında değerlendirilmeli ve işçinin haklı fesih imkanı kabul edilmelidir.

İşçinin sigorta primlerinin hiç yatırılmaması veya eksik bildirilmesi işçinin sosyal güvenlik hakkını ilgilendiren bir durum olsa da Dairemizin 1475 sayılı Yasa döneminde istikrar kazanmış olan görüşü 4857 sayılı İş Kanunu döneminde de devam etmekte olup, sigorta primlerinin hiç yatırılmaması, eksik yatırılması veya düşük ücretten yatırılması hallerinde de işçinin haklı fesih imkanı vardır.

Davacı 7.4.2005 tarihli fesih bildiriminde aracın elinden alınmak suretiyle iş koşullarının ağırlaştırıldığını, İstanbul’daki şubede görevlendirildiğini, diğer alacakları ile birlikte fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek iş akdini feshettiğini açıklamıştır.

Mahkemece, hizmet sözleşmesinde Türkiye sınırları içerisindeki işyerlerinde çalışmayı kabul edeceğine ilişkin düzenleme bulunduğundan nakledilen görev yerine gitmeyerek akdi kendisinin feshettiği kabul edilerek davacının ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanamadığı kabul edilmiştir.

Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacının fazla mesai, genel tatil ücreti ile prim alacağının bulunduğu sabittir. Bu nedenle davacı iş akdini haklı olarak feshettiğinin kabulü ile kıdem tazminatı alacağının hüküm altına alınması gerekirken, reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten ( BOZULMASINA ), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, oybirliğiyle karar verildi.